Pazartesi, Kasım 09, 2009

Keşke Yeti de bu günleri görebilseydi!

Kar adam Yeti, yurdumdaki UGG bot çılgınlığına şahit olsaydı eminim aman tanrım, ben ne tür bir moda faciasına ilham kaynağı olmuşum! deyip kendini Himalayalar'ın en yüksek bölgesinden aşağı bırakarak hayatına son verirdi. Zira kızlarımız, son bir kaç aydır insan ayağını koca ayak kıvamına getirmekle görevlendirilmiş UGG marka ayakkabılarla dolaşarak, görmezden gelinemeyecek bir görüntü kirliliğine neden olmaktalar.
Misal, yoldayken karşıdan güzel, bakımlı, alımlı bir genç kız geliyor, kıyafet desen on numara, saç baş fevkaladenin fevkinde. Erkek, kadın demeden tüm bakışları üstünde topluyor ama o da ne? Kızımız ayak kısmına UGG giymek suretiyle otomatikman iki adet ayı ayağına sahip oluyor, böylece az önceki çekicilik ayakkabılara dikkat kesilmekle beraber yerini karla karışık ürpertiye bırakıyor. Sonuç olarak üstü insan altı orman canlısı yeni bir türün ilk adımları atılmış oluyor. Hayır, sonra bir de evrim yoktur diye yaygara kopartıyorsunuz! Bence bu kızlarımız evrimin en büyük kanıtlarıdır. Hatta ara geçiş formu olma ihtimalleri azımsanmayacak kadar fazla, bilim adamları buna bir el atsın. Yarı insan - yarı ayı bu organizmalar derhal incelemeye tabii tutulsun, bir vatandaş olarak talebim budur.

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Çocuğum dokunma ona, öcü o!

Eve misafir gelmesi denilen huzur kaçırtıcı, iştah kesici ve mide bulandırıcı hadiseden daha beter ne olabilir? Cevap veriyorum: Gelen misafir varlığının yanında evdeki uçan, kaçan her maddeye burnunu sokmaya meyilli çocuğunu da yanında getirmesi!

Çocuklardan nefret etmiyorum bak.. Bana ait olan şeyleri mıncıklamalarını, parfümlerimi oda spreyi niyetine fezaya püskürtmelerini, makyaj malzemelerimi birer tester niyetine hoyratça kullanmalarını, hatta kitaplarımı kurcalarken sayfalarını kesekağıdı kıvamına getirmelerini bile anlayışla karşılıyorum! Ama bilgisayarım olmaz; elletmem, dokundurtmam! İçinde oyun var mı abla? diyerek gözlerini bilgisayarımın ekranına avına odaklanan kaplan misali dikmesinler yeter?!
Yanlış anlaşılmasın, ben onların iyiliğini düşündüğümden diyorum bunları. Tek amacım bilgisayar oyunları yüzünden Zehra çocuk gibi psikopata bağlamalarını engellemek. İlerde vatana ve millete faydalı birer evlatcan olmalarını sağlamak.. Bu uğurda gerekirse bütün ojelerimi ve parfümlerimi feda ederim ama bilgisayarıma el sürdürtmem, o derece duyarlı bir vatandaşım, evet.

Biri çekim gücü mü dedi?

Hah bacım, abim; tam yerine geldin. Bir şeyler çekti değil mi seni bu bloga? Artık nerden buldun bilmiyorum: RSS mi, Google mı, yoksa başka bir blog mu seni buraya getirdi meçhul ama bunda benim payım yadsınamaz. Son günlerde mistik bir çekim gücü tarafından ele geçirilmiş durumdayım. Gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine herkes, bana yakın olabilmek için ölüp bitiyor, özellikle de toplu taşıma araçlarında! (Hayır fordculuktan bahsetmiyorum, onun konuyla alakası yok!)

Bir kaç gündür minibüse binmem gerektiğinde hep boş minibüslere denk geldiğimden, minibüsün ilk yolcusu olma şerefine erişiyorum. Dolayısıyla istediğim yere rahatlıkla geçip oturma hakkına sahibim, öyle de yapıyorum. Fakat araca benden sonra binen yolcu, bomboş koltuklar dururken geliyor, ne hikmetse benim yanıma oturuyor. Hayır otursun da insan kendinden şüphelenmeye başlıyor bir süre sonra!
Hadi bir kere olsa neyse, iki kere olsa neyse de sayı arttıkça bende bir kıllanma, bir ne oluyor lannn! durumları ortaya çıktı. Neydi bu insanları bana doğru çeken şey? Kullandığım parfümü mü değiştirdim, hayır. Eskisinden daha bir bakımlı, daha bir şık mı giyiniyorum, hayır. O zaman neden herkes minibüse biner binmez şöyle bir boş koltuklara göz gezdirdikten sonra bana bakarak gelip yanıma oturuyor abicim?
Bundan böyle kendimi bu sorunun cevabını bulmaya adadım. Buna binaen bir sonraki binişimde şoförün yanındaki tek kişilik koltuğa oturacağım, bakalım çekim gücüme kapılıp da bomboş minibüs dururken üstüme oturmaya kalkışan olacak mı? :P

Çarşamba, Ekim 21, 2009

Penti'ni göster ey ahali!

* Hadise'nin oynadığı şu son Penti reklamlarını izleyeniniz var mı? Henüz izlemeyenlerdenseniz ne kadar şanslı olduğunuzu ifade edecek kelime bulamıyorum! Hadise bacının güzelliğine ve çoraplara on üzerinden on fekat o ne biçim şarkıdır, cingıldır! Bi free olacakmışız, ayağa kalkıp Pentimiz'i gösterecekmişiz bağğyanlar! Yek yeaa! Free derken hangi manada free kardeşim! Penti'nin sitesinde reklam mevcut; isterseniz izleyin, karışmıyorum.


* Ya Esra ve Ceyda denen iki akıl küpünün görüktüğü Burger King reklamlarına ne demeli?! Ama bunu tuttum diyebilirim, mesaj güzel ve net: Tüm dünya anladı bi sen çakamadın köfteyi. En ucuz biziz diyor değerli Börgır King. Aman canım banane. Üstüne para verseler McDonald's dahil o gaz kokulu hamburgerlerinizi ağzıma sürmem! Araba lastiği mi ilave ediyorsunuz kızartma yağına nedir?! Yalnız Börgırcığım, şunu da belirtmem gerekir ki senin Tavukburgerini seviyor ve destekliyorum. Ne konuyor onun içine de bu kadar lezzetli oluyor bilmemekle beraber tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Yıldızlı ve gülen yüzlü pekiyi.

Salı, Ekim 06, 2009

N'oluyo len orda?!

Bundan tamı tamına bir sene önce, zamanın televizyon dizilerini irdelediğim yazımda, henüz yeni vizyona girmiş Aşk-ı Memnu için uzun soluklu olmaz, bir kaç bölüm sonra yayından kaldırırlar demiştim. Öncelikle bu yanılmaz (!) ileri görüşlülüğüm için kendimi kutluyor ve bir daha böylesine bilgiçlik taslayarak yorum yapmayacağıma dair herkese söz veriyorum. Zira Aşk-ı Memnu şu sıralar Türk televizyonlarının en fazla izlenen, gözlenen, dedikodusu yapılan tek dizisi.. Hepimiz nefeslerimizi tuttuk, her bölüm Bihter'le Behlül nerde, ne zaman yiyişecek; en önemlisi köşk ahalisinden kimler bu ulvi doğa olayına şahit olma şerefine erişecek, merakla ekranlarımızın başına toplanıyoruz.

Lakin bu toplanmanın, eşini bizzat özbe öz kardeşinin oğluyla boynuzlayan bir bacının maceralarına dikiz eylemek amacıyla olduğunun kaçımız farkındayız? (Dikkat, sosyal mesaj geliyor!) Tabii ki hepimiz.. Gerçek hayatta, yanı başımızda; akrabamız, komşumuz, arkadaşımız aynı şeyi yapsa ne kevaşeliğini, ne ahlaksızlığını, ne orospuluğunu bırakacağımız Bihter bacı, bir dizi karakteri olduğunda yaptığı şeye getirilen yorum yalnızca, Aynur bu akşam Aşk-ı Memnu var sakın kaçırma kıııız çok heyecanlı!!'yla sınırlı kalıyor. Elbet Bihter'in bir roman ve dizi karakteri olduğunun, gerçek olmadığının farkındayım ama yapılan ahlaksızlık ekran arkasında kaldığı sürece, Türk ahlak yapısının süzgeçinden rahatlıkla geçebiliyor. Bunda bir anormallik var kanımca.

İlerleyen bölümlerde dizide daha ne gibi Türk toplum ve aile yapısını bozacak gelişmeler yaşanacak hepimiz merak içindeyiz. Bihter'i, Behlül'ü, Adnan'ı, Matmazel'i hepsini geçtim; tek dileğim Nihal'le Beşir'in evlenip Bahamalar'a yerleşmesi.. Hayır, her bölüm Beşir'in platonik aşkından ötürü belermiş mahsun gözlerini görmekten sıkıldım yemin billah! Evlensinler de Beşir de kurtulsun bu ızdıraptan biz de..
Ha bir de Bihter, münkünse sinirlenme; sinirlendiğinde adımlarını hızlandırarak bulunduğun ortamı terk ederken çok komik görünüyorsun. Ya da ne bileyim, sinirlen ama sabit kal, ardından gelen bir 5 dakika boyunca mobil konuma geçme. Gülme krizleri geçiriyorum ekran karşısında. Madem topuklu ayakkabı sevdandan vazgeçemiyorsun, durduğun yerde dur; başka ihsan istemem.

Pazartesi, Eylül 28, 2009

Her aradığını bulamazsın 14

GoogleDan dan dan! İşte bu ayın ilahi Google, sen adamı öldürürsün dedirten aramalarından bir kaçı:

- kastamonu lu gayların msn adresleri
- fırtınadaki osuruk kadar değersiz
- osturugun yandıgını dogrulayan kızlar
- oha filan oldum masumiyet bu olsa gerek
- parmak kanatma oyunları
- küfürlü bayan sesleri
- msn de kızla konuşurken ilk neler sorulmalı
- balıkesirin götleri
- adam gibi film göster aq googleı
- ergenlik çağında tipsizdim
- bu gün ne yiyeyim
- saba tümer neden kısa kol giymiyor
- bedava ayak öper yalarım isteyen varmı
- hakan pekerin beğendiği kadın tipleri

Yukarıdaki aramalar aracılığıyla blogumu ziyaret eden varlıkların geçmiş ve gelecek Kırismıs'ını can-ı gönülden tebrik eder, Ulu Manitu'dan kendilerine bir miktar akıl ihsan etmesini dilerim.
Bir sonraki abboovvv dedirtici arama sonuçlarına dek hoşta ve boşta kalın.

Pazartesi, Eylül 21, 2009

Ben olmuşum bayram...

- Evvet, bir Ramazan ayını daha geride bırakmanın ülkecek sevincini mi desem, üzüntüsünü mü desem yaşıyoruz gün itibariyle.. Bugün Ramazan bayramının 2. günü. Kutlu ve mutlu olsun.

- Hiç dikkatinizi çekti mi bilmem ama, dini bayramlar gelip çattığında yurdumuz sokaklarındaki sap erkek sayısında gözle görülür bir artış yaşanmakta. Üstüne üstlük bu sap erkek bireyler, beşerli altışarlı gruplar halinde seyredip, bayram cicilerini üstlerine geçirmiş pür-i pak kızlarımıza laf atmayı görev bilmekteler. Hayır, bayramdan ne gibi bir cinsel beklentileri var onu çözebilmiş değilim. Milli bayramlarda böyle değil bak; dini bayramlar bu gençlerimizin avlanma mevsimlerine mi tekabül ediyor hep merak etmişimdir.

'' Elini de öptüm acaba kaç para harçlık verecek? ''- Bayram şekeri mevzusu var bir de.. Daha doğrusu şeker paralelinde Ramazan Bayramı mı yoksa Şeker Bayramı mı polemiği yıllardır tartışıladurur. İsteyen istediğini söylesin düşüncesinde olmama rağmen yine de doğrusunun Ramazan Bayramı olduğu aşikar. Şeker Bayramı deyince aklıma Cadılar Bayramı geliyor çünkü.. Hani kapıya gelen çocuğa şeker vermeler filan. Gerçi Cadılar Bayramı artık bir kesim tarafından memleketimizde de kutlanır oldu. Bu adetten de geri kalmıyoruz anlayacağınız.

- Hazır Ramazan ayını geride bırakmışız, deyinmeden geçmek istemedim: Ramazanda oruç tutup bir an önce iftar saati gelsin de orucumu açayım diye debelenen kitleyi anlayan beri gelsin! Bunlar öyle gariptirler ki yaaa hadi ne zaman okunacak ezaaan! diye ağlaşır, ezanın okunmasıyla sanki kıtlıktan çıkmış gibi yemeklere saldırırlar. Oruç tuttukları tüm günü de saate bakıp oflayıp puflayarak geçirirler.. E hani nerde kaldı nefs, açı anlamak, aşırıya kaçmamak, sabretmek? Türk'ün orucu da bu kadar oluyor demek ki, ilginç...

- Benim için bayram büyük oranda tatil manasına geldiğinden, bayram konulu kısa anektodlarıma burada bir son veriyorum, gözlerinizden öprüyorum. Bayram şekeriniz şurda.

Pazartesi, Eylül 07, 2009

Evrilmeyin, birileri fena saçmalıyor!

Dikkat dikkat! İkinci bir emre kadar yeryüzündeki bütün canlıların evrilmesini yasaklıyorum! Evrileni görür, duyar ya da öğrenirsem yakarım, lime lime ederim yeminle. Durun durduğunuz yerde. Ya evrim filan yoktur kardeşim, kaba etiniziden teori uydurmayın!

Bir süre önce (Ağustos ortası gibi), HaberTürk'deki Evrim Teorisi'nin tartışıldığı programlar silsilesini izledim ben, evet yaptım bu hatayı.. Ama sor bi niye yaptım, hadi sor! Belki Evrim Teorisinin adamakıllı tartışıldığı bir programdır da bilgilerime bilgi katar, üç beş bir şey daha öğrenirim diye yaptım bütün hepsini! Yapmaz olaydım! Bilimsel bir konu tartışılacak zannettiğim programa teorinin karşıtlığını savunmak için dincileri çağırmışlar pek sevgili program yetkilileri, yuh dedim! Din ve devlet işleri tamam ama bilim ve din; şu ikisini birbirinden ayıramadık gitti! Ayıramamanın sonucunda da üç aşağı beş yukarı şunlar dillendirildi programda:

- Ara geçiş formları gerçekten varsa yanınızda fosil getirin gösterin!
- Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki Allah kesin vardır! (Oha dedim burda, direkt secde ettim!)
- Canlılar yarım organla yaşayamazlar, yarım organ diye bir şeyin olması imkansız! (Niye, yarım beyin var ama!)
- Evrendeki herşey büyük bir uyum içerisinde işler, bu bir tesadüf olamaz!
- Madem evrim doğru o zaman niye tahtadan kedi olmuyor? (Sunucu söyledi bunu, duyduğum an ağzımdan köpükler saçarak bayılmışım, gerisini hatırlamıyorum!)

Yemin ediyorum şirazem bozuldu lan! Evrim mevrim geçtim bilader, beyin düzeyinde büyük çöküntüler yaşıyorum. Yarım organ ne demek abi? Akıl var mantık var - ki bazılarımızda yokmuş, onu anladım - evrim teorisi ne zamandan beri canlıların yarım organla yaşayabildiklerini iddia ediyor? Hem tahta nere, kedi nere? Neyle neyi kıyaslıyorsun? Tamam evrendeki düzen büyyük bir mükemmeliyet içerisinde işliyor olabilir ama bu mükemmeliğin bilim dünyasındaki açıklaması Allah her şeye kadirdir değil maalesef.. O işin dini kısmı, bilimsellikle uzaktan yakından alakası yok. Doğru veya değil, o senin inancın, maneviyatın.. Bilim - istisnalar olmakla beraber - herhangi bilimsel bir konu hakkında aaa dur Kur'an, İncil, Tevrat ne diyormuş? diye bakmaz, kendine onları referans almaz. Evrim Teorisi gibi tamamen bilim çerçevesinde incelenmesi, tartışılması gereken bir konu hakkındaki tek açıklaman Allah öyle istediği için böyle oldu olursa, komik durumlara düşersin.

Evrim karşıtlarının en büyük argümanlarından biri de insan mükemmel bir varlıktır, maymunla aynı atayı paylaşıyor olamazdır ki büyük komedidir. Maymunla ortak ata konusunu bir kenara koyalım; insan mükemmel bir varlık değildir efendim. Aksine insan, yeryüzündeki en - zorunuza gitmesin ama - acımasız, en pis, en egoist, en rezil rüsva, en iğrenç (devam edeyim mi?!) varlıklardan biridir. Belki de en birincisi, önde bayrak taşıyanıdır. Bak mesela şöyle bir şeyi (hatta şu , şu ve şu) sırf zevk ya da artık ne için ise yapabilecek bir canlı daha göster, blogu kapatıp gideceğim. Ha hayvan başka hayvanlara saldırmaz mı, gerekirse öldürür hatta çatır çatır yemez mi; yer. Ama hayvan bunu sadece hayatta kalabilmek için, iç güdüleri sayesinde zorunluluktan yapar. Kürk giyebilmek için (tamamen keyfi) binlerce hayvanın canlı canlı derisini yüzen, vaşak, penguen ya da timsah görmedim mesela ben. Hiç bir kurbağa, ruj sürecem diye (aman tengrim, ne büyük bir ihtiyaç!) zaten nesli tükenme noktasına gelen balinaların öldürülmesine önayak olmaz. İnsan mükemmel bir varlıktır masalıyla ancak 5 yaşındaki çocukları ve 5 yaşındaki çocuk beynine sahip olanları kandırırsınız siz...

Aklıma takılan ve beni oldukça sinirlendiren şey, evrim yoktur denmesi değil, programda bunu iddia edenlerin sonucu mutlaka Allah'ın varlığına bağlamasıydı. Ne alaka şimdi, evrim olsa Allah olmayacak mı? Nedir bu yırtınma? Hayıııır evrim yoktuuuuuuuuur aksine Allah vardııııııııır! hezeyanları? Bana Evrim Teorisi ziyadesiyle mantıklı, günümüz canlılarının çeşitliliğini en güzel şekilde açıklayan teori olarak geliyor; aha kafadan kafir oldum iyi mi?!
Her şeyi dinle mi açıklamalıyız gençler? Gerçi biz oğlum kanser oldu Hüsniye, bildiğin bir hacı hoca var mı okutsak? mantığındaki insanları ziyadesiyle barındıran bir toplumuz. Bilimmiş, evrimmiş, teoriymiş bize oldukça uzak mevzular. Bi de şöyle bir istatistik var, belki alakalıdır.

Cem Yılmaz'ın bir esprisi aklıma geldi şimdi bak: Haftaya hep beraber kartondan süt yapıcaz!

Valla kartonu, sütü bilmem de ancak tahtadan kedi yapmayı başarırsak saçmalayarak evrimi çürüttüğünü zannedenleri mors edeceğiz. O vakte kadar kimse evrilmesin, evrilenleri uyarsın. Devlet işlerinin yanısıra sanatın, bilginin, bilimin din işlerinden sonsuza dek ayrı tutulduğu bir Türkiye için...
© 2006 - 2010 http://bilincsizkaralamalar.blogspot.com
Bu blogda okuduğunuz ya da okumakta olduğunuz bütün yazılar, aksi belirtilmemişse blog sahibesi tarafından yazılmıştır. O yüzden hepsi olmasa da bazı hakları saklıdır. İçeriği kopyala - yapıştır yöntemiyle başka bloglara, sitelere koyarak ''bak bunu ben yazdım, negzel diğğ mi?!'' şeklinde hastalıklı ve şizofren bir tavır takınmanıza gerek yoktur. Adam gibi kaynak belirtmek şartıyla blogdan alıntı yapabilirsiniz zira, birbirimizi kırmayalım.