Perşembe, Temmuz 09, 2009

Klişelerin insanıyım

Bir adet - ziyadesiyle dandik de olsa - dijital fotoğraf makinesi sahibiyim ve bugüne kadar bir Türk dijital fotoğraf makinesi sahibinin çekebileceği bütün klişe fotoğrafları çektim. Bazılarını bloguma da koydum hatta. Neydi onlar?:

- Martı fotoğrafı
- Etrafı sonbahar yapraklarıyla bezenerek gizemli bir hava verilmiş ürkek bakışlı kedi fotoğrafı
Çeşitli deniz, vapur ve İstanbul temalı fotoğraflar (içinde martı olmazsa olmaz!)
- Tren rayı (aaah çok yalnızım, gitmek istiyorum temasıdır, bu fotoğrafı çekebilmek için raylara atlayıp da ölenlere fazlasıyla rastlanmıştır. Ben şanslıydım!)

Şimdi bu klişe ötesi fotoğrafların yanına, yazının en tepesindeki Ortaköy fotoğrafını da ekliyorum. Bundan sonraki hedefim sümükleri akmış, yalınayak dolaşan bir sokak çocuğunu fotoğraflamak.. Böyle bir poz yakalayıp da çekmeyeni dövüyorlarmış. Ha bir de daha çok İstanbul ve günbatımı temalı fotoğraflar çekmem lazım; klişelerin insanı kimliğime zeval gelmemeli! :P

Pazartesi, Haziran 22, 2009

Karışmayayım diyorum ama...

Yok, olmuyor. İlla burnumu sokacağım. İlla bi kulp bulacağım. Bir şeyler dürtüyor resmen beni, yaz şu yazıyı t.u.b.a, yaz diye. Vallahi günah benden gitti: Politikmiş, dini bir konuymuş dinlemeyeceğim; yazacağım annesini alışveriş ortamlarına dahil edeyim.. (Elimden geldiğince kibar olmaya çalıştım burda, anlayış bekliyorum!)

Evet batıyor bana, dürtüyor. Manyak mıyım neyim ama fazlasıyla rahatsız oluyorum.

Hristiyan dünyasındaki boyna haç şeklinde kolye takma geleneği, biz Türkler'in anlam veremediği, kimilerimizce özenilen (eyy tiki gençlik, lafım sana!), kimilerimizce manasız bulunan bir uygulama oluvermiştir hep.. Elalemin dinine laf sokar ama İslam'a biri bir şey dedi miydi mangalda kül bırakmayız, öyle de eşitlikçiyizdir ya mana ararız haçta, ağlama duvarında, Hindistan'daki kutsal ineklerde!

Malumunuz; bizde batıda gördüğü herşeyi kopya etme hastalığı olan kemikleşmiş bir kitle var. Bunlar yemiyorlar içmiyorlar, güneşin battığı yönü işaret eden diyarlarda yaşayan insanlar ne yapıyorsa; nasıl davranıyor, nasıl giyiniyor - soyunuyorsa taklit ediyorlar. Brad pitt poşu takmış biz de takalııııyyym! diye gaza gelen kitle var ya; hah bunlar onlar işte!
Senelerce yabancı filmlerde, dizilerde gözümüze gözümüze sokuldu haçlı kolyeler, aksesuarlar. Tabii bu kitle ona da özendi; parıl parıl parlayan gümüşten, altından haç kolyeler takmak istedi boynuna ama önünde koskoca bir engel vardı: Haç, hristiyanlık dininin simgesiydi ve kendileri müslümandı. Taksalar elalem ne derdi sonra! Heveslerini kursaklarında bırakarak haçlı kolyelere elveda demek zorunda kaldılar. (Ühühüü çok acıklıııııı!)

Ancak görünen o ki, bu kitle, artık bu soruna bir çözüm bulmuş gibi görünüyor. Üzerinde Arapça harflerle Allah yazan kolye takarak, yıllarca içlerinde bastırdıkları dini simgelerle dolaşma isteklerini bertaraf ediyorlar. Bu yazıyı okuyan sevgili okuyucular, Ohaaaa sanane lan, ne karışıyorsun elaleme! İsteyen istediğini takar. Karışmayacaksın tabii! diyorsunuz siz şimdi bana, duyuyorum burdan! Ona karışan yok yahu, dur bir devamını oku hele:

Üzerinde Allah yazan kolye takmak; İslam'da simgeleştirme, putlaştırma, dini konuları meta haline getirip gösteriş yapma, en büyük günahlardan biri olmasına rağmen bir nebze kabul edilebilir. Yazık, gençler özenmiştir takmıştır; bir şey diyemezsin. Lakiiiin: Üzerinde memeler fora tadında askılı bir body ve altında kot şort olduğu halde boynuna nah kafam kadar Allah yazılı kolye takmış dişi kişi, ne mesaj vermeye çalışmaktadır? Biri bana bunu açıklasın. Evet soru bu.. Cevap bulamadım ve ziyadesiyle rahatsız olmaktayım. Mantıklı cevap veren ilk 10 kişiye benden üzerinde Tibetçe Dalay Lama yazan kolye hediye! Hadi bakalım, sevgi ve ışık sizinle olsun! :P

Şey: Çok alakasız ama bir de şu var: Geçenlerde bir takı mağazasında (siz turkler bijuteri diyorsunuz sanirim!) haçlı kolye standına doğru ayy şunlardan alsam mı, takabilir miyim acaba? sözleriyle yanaşan ablasını sen gavur musun, anneme söylicem seni! diyerek tehdit eden bir erkek kardeşe rast geldim. O yavrucağa on üzerinden kaç vermeli bilmem. Milli bilinç bu olsa gerek! :P

Pazartesi, Haziran 15, 2009

Gökten üç şarkı düşmüş

Nasıl, ne ara oldu bilmiyorum ancak 3 adet, nur topu gibi şarkı keşfettim. Bakın aşağıda hepsi, henüz siz de keşfetmediyseniz emrinize amade:

1- Alsou - Sandugach: Alsou'dan ve başka bir Tatarca şarkısından daha önce de bahsetmiştim blogumda. Bu da Tatar kökenli Rus kızımızın söylediği bir başka Tatarca şarkı. Böyle müziği filan güzel bir mahnı, bazı yerlerde ne söylediği anlaşılabiliyor. Fakat tüm şarkının anlamını diğerine yaptığım gibi araştırmayacağım. Bakarsın daha dün annemizin formatında bir şey çıkar, bu kez iyice soğurum Türki şarkılardan; kalsın! :P

2- Natasha Thedoridou - Sta limania anapsane foties: Şarkının isminden tam emin olamamakla birlikte Bir Tutam Baharat filminde çalınan şarkılardan biri olduğunu tahmin ediyorum. Dinlerken insanı çok uzaklara değil, şöyle Ege taraflarına götürüp, iki toplumun aslından ne kadar çok ortak özelliğinin olduğunu hatırlatıyor. Şu 3 şarkı arasında en beğendiğim bu diyebilirim, hatta dedim bile; evet.

3- Emilia Torrini - Jungle Drum: İki duygusal şarkıdan sonra bir adet göbek atma opsiyonlu mahnı var sırada. Klibi on üzerinden sıfırı hakederken şarkı beş buçukla durumu kurtarıyor. Süper değil fakat tam yaz şarkısı; dinle çoş, üç beş hafta sonra at çöpe tadında. E biz severiz bu tarz şarkıları ne de olsa. Tez zamanda her yerde çalınmasını; bıktırana, kusturana kadar zorla dinletilmesini umuyorum. Potansiyeli var.

(Videolar Youtube'da barındırıldığı için siteye erişiminiz hala engelliyse hiç bir şey demiyorum! Ktunnel var, Beatfiltering var. Lütfen şöyle önlere doğru ilerleyim gençler!)

Pazartesi, Haziran 01, 2009

Oha falan oldum yaneee!

Yukarıdaki resmi yaratmada - aslında hiç gereği yokken - oksijen tüketerek efor sarfeden XxBABYxCITIRxX rumuzlu gencimizi kutluyor; sözkonusu materyalin Türkçe'nin içine özen ve itinayla nasıl sıçılır? konulu sempozyumlarda örnek niteliğinde halka gösterilmesini talep ediyorum. Şimdi tikilerin dünyasından son haberleri almak üzere söz sende Süleymancan...

Çarşamba, Mayıs 27, 2009

I love you

Aylardır net ortamında bu şarkıyı arıyorum fellik fellik, nihayet buldum.

Hastasınım bunun; şu an bu yazıyı okuyup da ayyyyh onu nasıl dinliyorsun kırooooo! diye düşünenleriniz varsa lütfen blogumu terk etsin! Ümit Besen'e ve kendime hakaret sayarım bu bakış açısını! O altyapı, sözlerin manasındaki derinlik, doğu - batı sentezindeki eşsiz kültür coşkunluğu beni adeta bir hayal dünyasındaymışım gibi hissettiriyor:

'' I love you, i love you
Do you love me? Yes i do

If you want me, tell me tell me
If you love me, kiss me kiss me ''

2010'da Eurovision'a Ümit Besen katılsın! Olsun bu, olmalı! :P

Pazar, Mayıs 24, 2009

Aşk, sevgi filan bunlar güzel şeyler

* Havaların ısınmasıyla beraber herkeste bir sevgili edinme, halihazırda edinmiş olanlarda bir aşk tazeleme durumları azıcık baş verdi. Sevgilisi olanların - misal benim - (ne o, şaşırdın di mi? :P) kafası gayet rahat iken, sevgilisizlerde bir aman yaz iyice kendini göstermeden sevgili bulmam lazım telaşı başladı. Bence gereksiz ve saçma bir telaş.. Zira sevgi, (dolayısıyla sevgili) aranarak bulunacak bir şey değildir ey akılsızlar ordusu, kulağınıza küpe olsun. Doğru kişi karşınıza bir yerlerde, şimdi değilse bile bir gün mutlaka çıkacaktır zaten. Herkesin sevgilisi var benim yoooook!! :(((( hissiyatı aptalca geliyor bana, bilemiyorum.

* Buna sadece oha derim ben: Greek Belly Dance diye bir olay varmış sevgili dostlar, geçende bir müzik marketin raflarını kurcalarken elime geçen cd sayesinde öğrendim!
Ulan peki, doğu kültürüne; başka uluslara ait ne varsa sahiplenmiştiniz zaten, sıra arap göbek dansına mı geldi? Hadi tamam biz de Turkish Belly Dance diye araklıyoruz adamların dansını ama bizde en azından dinin aynı olmasının verdiği bir kültür ortaklığı var; size n'oluyor?!
Yahu ben hep diyorum, biz de iki arada bir derede tangoyu, ne bileyim su balesini filan sahiplenelim. Komşuyu örnek alalım. Gerekirse ''Traditional Turkish Hiphop Dance'' adı altında tanıtımlar yapalım gavur ellerde. Bizim buralarda bu tür şeyler kapanın elinde kalıyor anlaşılan! Yunan elini çabuk tutuyor, benden söylemesi.


* Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var diye atalarımız boşuna söylememiş demek ki. Üstte fotoğrafını gördüğünüz Britain's Got Talent yarışmacısı 7 yaşındaki bacaksız Connie, Imagine'ı öyle bir seslendirmiş ki dinler dinlemez insan baştan aşağı sevgi ve barışla doluveriyor. Dinlemek ve doluvermek için şöyle tıklayabilirsiniz siz de.

'' Imagine all the people living life in peace... ''

Bir gün gerçek olacak lan bu, öyle umutluyum artık!

'' You may say i'm a dreamer
But i'm not the only one
I hope some day you'll join us
And the world will live as one ''

Pazartesi, Mayıs 18, 2009

I'm in love with a fairytale!

* 2009 Eurovision Şarkı Yarışması'nı, ilk dinlediğim dakikadan itibaren favorim ilan ettiğim Norveç'in şarkısı Fairytale kazandı, yuppiiii! :P Allah'ım o ne güzel bir şarkıdır yahu, hala dinliyorum; hala bıkmıyorum! Yardıra yardıra birinci olması lazım bunun demiştim haftalar önce, öyle de oldu; 387 puan topladı! Her ne kadar şebelek bir surat ve mimik yapısına sahip olsan da helal sana bu yollar Alexander!

* Canımız ciğerimiz Hadisemiz ve Düm tek tek, yarışmayı İzlanda ve Azerbaycan'ın ardından 4. sırada tamamladı. Tebrik ediyorum kendisini. (Seneye Ajdar'ı yolla TRT! Bak koskoca Hadise'yle de olmadı bu iş! Bize ikinci birinciliğimizi Ajdar tattıracak, hissediyorum!)

* Ukrayna'nın salak şarkısının ve ondan daha salak sahne performansının fazla puan alamaması sevindiriciydi. Şarkıcı kadına da gıcık oldum zaten, fırıldak gibi döndü durdu sahnede.

* Kimse beni Ermenistan'ın Azerbaycan adına yarışmadığına inandıramaz! Resmen Azeri folklor kıyafetleriyle katıldılar, oha dedim ekran başında. Şarkıları Jan Jan da güzeldi hani. Jan Jan (Can Can diye okunuyor) Ermenice'de canım demekmiş Bülent Özveren'in aktardığına göre. Geçen sene de Qele Qele (Kele Kele) diye bir şarkıyla yarışmışlardı, onun manası da ''Gel Gel''di. Demek ki ne zamandan beri hepimiz Ermeniyiz diye boşu boşuna söylenmiyormuş, dillerimiz bile birbirine ne kadar da benziyor!

* O değil de, Makedonya'dan 12 puan aldık! Bosna'nın yapmadığını Makedonya yaptı! :P Ermenistan'dan da 3 puan geldi, ayrıca yarı finalde de 10 puan vermişler bize ki şok olmadım desem yeridir.

* Estonya, Moldova ve Portekiz'in şarkıları çok güzeldi. Bir yere not edilmeli, tekrar tekrar dinlenmeli.

* Yunanistan'ı temsil eden Sakis Rouvas'a acıdım. Adam ikinci defa, bu kez birinci olma hayaliyle katıldı ama bir adet sahibinden az kullanılmış baba hediye edildi kendisine! Bu hayalkırıklığı ona bir on sene yeter gibime geliyor! Şarkı pek dandikti yalnız, ultra mega yakışıklılıkla da bir yere kadar yani! :P Şarkının sonlarına doğru sahnedeki platformun altından çıkan Yunanistan bayrağı çok itici geldi bana. Tamam orda Yunanistan adına yarışıyorsun ama ne gereği var alakasız yerde milliyetçilik yapmaya, şovun içine bayrak konuşlandırmaya değil mi ama?

* Eurovision'u milli mesele olarak görmesem de oylamalar sırasında pek eğlendiğimi ve heyecanlandığımı farkettim. Ama seneye düzenlenmesin bu yarışma ya da biz katılmayalım. Vallahi zerre üzülmem. Bak İtalya senelerdir katılmıyor, incileri mi döküldü yani?

* Son sözlerim de Bülent Özveren için: ''Türkiye Hadise adına yarıştı'' (videonun sonunu pür dikkat dinleyin) ne demektir sevgili Özveren!? Yarı final heyecanıdır deyip geçiştirmek mi lazım nedir? :P
Bir de evet, Eurovision'da herkes komşusuna veriyor. Senelerdir böyleydi bu, jüri sistemi hiç bir şeyi değiştirmedi. Zaten değiştirmesi de beklenmiyordu. Hal böyleyken aaaa bak yine komşusuna verdi Allahsız Kuzeyliler! diye 127 defa söylenmenin bir manası yok. Biz sanki çok farklıyız: 8 puan'ı Bosna Hersek'e, 9 puanı Arnavutluk'a, 12'yi de ''dost ve kardeş ülke'' Azerbaycan'a verdik. Al güneyi, vur kuzeye!

* Oh nihayet bir Eurovision daha geride kaldı. Seneye umarım görüşmemek dileğiyle esen kalın! :D

Salı, Mayıs 12, 2009

The beats going Düm Tek Tek!

İşte haftalardır beklediğimiz, canımız Hadisemiz'in bizi temsil manyağı haline getireceği Eurovision Şarkı Yarışması vakti geldi çattı.

Yukarıdaki fotoğraftaki kıyafet, Hadise'nin bu akşamki ilk yarı finalde giyeceği kıyafet olmaktaymış, Hürriyet öyle diyor.

Ben beğendim, fena değil. Kırmızının çekiciliği malum..

Ancaaak: Biz senelerdir ''gelişmiş medeniyet'' mensuplarınca (!) Arap zannedildiğimizde ayyy biz arap değiliiiiiiiiiiiiz! diye oramızı buramızı yırtan; sinirden alı al, moru mor olan bir milletin evlatları değil miyiz güzeller? Eurovision gibisinden milli mesele, temsil, ülke imaji, cart curt olaylarından biri olarak görüp fazlaca ciddiye aldığımız bir platformda dansöz kıyafetiyle arz-ı endam etmek bana biraz garip geldi. Sonra da ecnebiler belly dance filan ne iş, kesin sizde Araplık var dediğinde hüngür şakır ağlıyoruz; o fena! Ha tekrar söylüyorum, kıyafeti beğendim yalnız. Hadise'nin performansı da güzel. Şöyle bir rahat ilk beş yapıp döner gibime geliyor.

Benim birincilik favorim daha önceden de yazdığım gibi Norveç, bahisçilerin tahminlerine göre kazanması sürpriz olmayacak gibi. Her sene yarışmada baldır bacak gösteren kızların ucuz pop şarkılarıyla sükse yapmasından sıkıldım, yani bi zahmet kazansın lütfen!
© 2006 - 2010 http://bilincsizkaralamalar.blogspot.com
Bu blogda okuduğunuz ya da okumakta olduğunuz bütün yazılar, aksi belirtilmemişse blog sahibesi tarafından yazılmıştır. O yüzden hepsi olmasa da bazı hakları saklıdır. İçeriği kopyala - yapıştır yöntemiyle başka bloglara, sitelere koyarak ''bak bunu ben yazdım, negzel diğğ mi?!'' şeklinde hastalıklı ve şizofren bir tavır takınmanıza gerek yoktur. Adam gibi kaynak belirtmek şartıyla blogdan alıntı yapabilirsiniz zira, birbirimizi kırmayalım.