Mesela cep telefonumun pert olması sonucu, evde kimsenin kullanmaya tenezzül etmediği-ni zannettiğim ki meğerse öyle değilmiş!- köşeye atılmış eski model cep telefonuna kim, hangi akıl taşkınlığıyla apaçi müziği yükledi ve dahası o müziği telefon melodisi olarak ayarladı? Peki ben bu kişiyi bulursam, beni ele güne, zaten hepi topu 3 kişi olan arkadaş çevreme ''zarıl zarıl çalan apaçi müzikli cep telefonunun sahibi'' ünvanıyla rezil rüsva etmesinin intikamını nasıl almalıyım? Ya hepsini geç; telefonum çalarken ''ahahaha salağın tekinin telefonu apaçi müziği çalıyor!'' diye höykürdüm lan ben, bunu yaptım. O salağın ben olduğumu anladığım anda hani böyle enseden aşağı soğuk bir şey iner gibi olur bazen, hani hayat film şeridi gibi gözlerin önünden geçer sonra, işte öyle bir şey; tanımlayamıyorum.. İnsan içine çıkmamam lazım benim, Allah'ını seven üzerime toprak atsın!
- Kaş piercingi olaylarına giriş yapmak amacıyla soluklanılan dövmeci - piercingci tarzı bir mekanda ''abi çok acır mı, kanar mı, şişer mi, patlar mı, çatlar mı? .... O iğne de ne lan?! Oha! Yok ben vazgeçtim sayın abicim, saygılar.. Kapı ne taraftaydı?'' ile başlayan muhabbeti, tüm işlemler bittiğinde ülkenin içinde bulunduğu sosyoekonomik durumun halkın günlük yaşamındaki entelektüel paylaşımlarına yaptığı etkilere kadar dayandırabilmek...
Artık nasıl olduysa piercingci abiyi bir kadın kuaförü, bir muhabbetsever taksi şoförü kıvamına getiriverdim anında. Şu çeneni iki dakika kapalı tut be kızım, vakur ol ulan! :P
Kaş piercingine dönersem; yaptırırken hiç acımadı. Sadece iğne kaşımdan geçerken girdiğini hissettim, o kadar. Tamam; nur topu gibi bir ''ağır metalci satanist kız'' imajım oldu, hazediyorum desem yalan söylemiş olurum ama güzel de duruyor eşek sıpası. Arada ''Ayy kaşınız gerçekten delik mi? Çok güzel yaa! Ben de yaptırmak istiyorum!'' filan diyenler oluyor bi de, hoş durumlar tabii bunlar. Sevdim ben bu kaş piercingi şeysini, tuttum.
- Erevizyon muhabbetleri yurdumuzda şu bir iki gün içerisinde üst seviyelere ulaşacak sevgili okuyucu çünkü şarkımız ayın 22'sinde açıklanacak imiş. Merak duygusu had safhada. Hoş bir şeyler dinleyeceğimizi tahmin ederekten Can Bonomo'ya başarılar temenni ediyorum.
Bu seneki şarkıların bir kısmı belirlendi. Bazılarını dinledim. İçlerinde en beğendiklerim Danimarka ve Norveç'in şarkıları oldu. Özellikle Norveç tam bir Eurovision şarkısı yapmış. Allah ne verdiyse katmışlar şarkıya; ''ondan da ver baba, şundan da koy hafız!'' olmuş biraz ama eğlenceli. Danimarka da Dawson's Creek kartını kullanmış, önce bi tiksindim, ergenliğim aklıma geldi, hayattan soğudum ama hoş şarkı yine de; inkar edemem.. Bu ikisini sevdim şimdilik. Bi de Sırbistan'ın şarkısını çok merak ediyorum. Ama onun açıklanmasına daha var galiba. Bakacağız..
Ya o değil de; bizi niye Erdal Bakkal ve Çırakları temsil etmiyor arkadaş? Hani öyle olacaktı? :P Olmalı en nihayetinde! Oldurun bunu:



