Pazartesi, Eylül 26, 2011

Sinir bozan şeyler v.3

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 26.9.11 3 Yorum var, evet.

Turkcell'in hiç bir paralı zımbırtısına üye olunmadığı halde her 3 günde bir, yüklenen TL'leri yemesi. Üstelik bunu çaktırmadan, böyle sinsi sinsi yapması. Küfür etmek istemek ama bi tarafa kaçar diye tüm küfürleri içinde tutmak. Vodafone'a geçecem ulan diye hislenmek ancak muazzam kazıklama politikalarına rağmen sırf alışkanlıktan ötürü Turkcell'den vazgeçememek çünkü mal olmak.

İşyerinde kankamsın, birtanesin, cansın diye kıçının dibinden ayrılmayan insanın üst düzey bir yöneticiyle yan yana geldiğinde sen de dahil olmak üzere herkesi itin bi tarafına sokmaya çalıştığına şahit olmak. Yalakalığının birinin bin para etmesi. İş dünyasında basen bölgesi yalanmadan bir yerlere gelinemediğini fark etmek ama çalışmak zorunda olmak. ''En azından kimsenin önünde eğilmeden işimi yapıyorum ve hala kovulmadım'' diye teselli bulmaya çabalamak.

Gün boyunca ellerinde Kaaaayuuu, Kaaaaaaayuu! diye ses çıkaran oyuncak Caillou bebekleriyle cirit atan en az 5 farklı çocuğa farklı farklı mekanlarda denk gelmek. Aslında ne Kayu'nun ne de çocukların sinir bozucu olması ancak Kaaaaaayuuuuu, Kaaaayuuuuuuuuuuu! sözünü üst üste 162 defa duymanın getirdiği bir sinirlilik halinin vücutta yer bulması. Bir yerden sonra yeter ulan, başlarım Kayunuza da size de! demek istemek ama pek tatlı bebeler ve Kayu'nun sevimliliği yüzünden herşeyi sineye çekmek.

Eldeki, avuçtaki son bozuklukları ''bunu yemek parası yaparım, şunlar da dolmuş parası olsun'' diye ayrıştırmanın sonunda, cüzdanda hiç para kalmadığını fark etmek. Asgari ücretten daha fazla maaş alınmasına ve fuzuli şeylere minimumun da altında harcama yapılmasına rağmen paranın bir türlü yettirilememesi. Hep birşeylerin eksik kalması, hep lan şunu da alabilseydim keşke diye iç geçirmek. Kapitalizmin çok boktan birşey olması.

Cumartesi, Eylül 24, 2011

İçimde bir ''apaçi'' yatıyormuş meğerse, yeni haberim oldu.

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 24.9.11 6 Yorum var, evet.

Yukarıdaki şarkıyı ard arda, tam 37 defa dinledim; hala kıpır kıpır, hala şıkır şıkırım.
Yelil Yelil'den sonra ikinci içimdeki gizli apaçi sendromuyla karşı karşıyayım galiba. Ömrümün geri kalan diliminde aralıksız klasik müzik dinlesem bile aklanamam artık, beni seven böyle sevsin :P

Pazartesi, Eylül 19, 2011

İrfan olmadan kendimi eksik hissediyorum

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 19.9.11 3 Yorum var, evet.
Özgeçmişlerin, kullanılabilen bilgisayar programları kısmına internet, word, excel, powerpoint yazanların bir dernek altında birleşmesi şart koşulsaydı şayet, Türkiye'deki en fazla üyeli dernek bahsi geçen ''Word ve aslında formüllemesi hiç bilinmediği halde sırf lisedeki bilgisayar derslerinde iki kurcalatıldı diye her türlü özgeçmişse yazılması farz olan Excel'i yaşatma derneği''ne ait olurdu. (Bi de adı afilli arkadaşın: Excel. Breh, breh.)

Ben de az yazmadım özgeçmişime zamanında internet biliyom, bi de kitap okumak ve fotoğraf çekmek en büyük fobilerim arasındadır diye.. Şimdi adamların beni niye bir kere bile görüşmeye çağırmadıklarını daha iyi anlıyorum. İnternet bilmek, fobi; olllllldu o zaman.

Ama her kullanabildiğin bilgisayar programını da özgeçmişe yazamazsın, dalga geçerler, alaya alırlar. Mesela ben çok mis video kırpma, yapma, biçme programları kullanmayı da biliyorum. Örneğin şu tarz videolar yapma konusunda uzmanlaştım, olayı aştım bitirdim. Ama o nalet kağıt parçasına yazamam işte daha önce kliplendirilmemiş içli aşk şarkılarına, aşırtma ecnebi jpegler ve karp titretici tekstlerle bezeli amatör klipler hazırlıyorum diye, bi taraflarıyla gülerler.

Bi de şeyi seviyorum ben; .... hah, İrfan'ı ....



Benim kendisine kısaca İrfan demeyi tercih ettiğim Irfanview; bir resim, yerine göre her tür uzantılı dosyayı açma - oynatma programı.

İrfan ismindeki (şaka değil, ciddiyim. bildiğin irfan lan :P) Bosnalı bir programcı tarafından geliştirilen bu dehşetengiz program sayesinde jpg, bmp, gif tarzı daha onlarca resim formatını bilgisayarı hiç kasmadan, böyle pıt diye açabiliyorsunuz. Fotoğraf üzerinde renk oynamaları yapma, kesme, biçme, üzerine yazı ekleme gibi atraksiyonlar da cabası. Cunyır Fotoşok gibi namızsız, kurban olurum. Hele o fare mi kedi mi ne idüğü belirsiz, gözü bandanalı kırmızı mahlukat ikonunun da (az tepedeki resim) ayrı hastasıyım.
Hastalığım genele vurulduğunda öyle boyutlara ulaştı ki, nerde Irfanview kurulmamış bir bilgisayar başına geçsem, ilk işim internetten canım İrfan'ımı indirip başında bulunduğum zavallı makinayı kendisiyle tanıştırmak oluyor. İmkan olsa çiçek, çikolata yaptırıp istemeye gideceğim, öyle de bir gönül bağım oluştu. Sevmek suçsa, ben idamlığım hakim bey. Verin cezamı! :P

Cumartesi, Eylül 17, 2011

Slm asl pls, tsk öptm kib bye, lkşklkşlkşl asdasdadsd siee!

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 17.9.11 6 Yorum var, evet.
Ben mi çok embesilim yoksa bu net dünyasında kullanılagelen bir takım kısaltmalar mı çok öküzce de bana ziyadesiyle itici geliyorlar bilemiyorum ama bilmeyi o kadar çok istiyorum ki içimdeki his Facebook'ta Okey oynayan badak bireyin ''ortim de çok taş görünüyor lan, iki yazılsam da düşürsem mi n'etsem hatunu?!'' hissiyatıyla birebir aynı; yani aynı heyecan, aynı bilinmezliği bilme isteği, içgüdüsü..

Şunların manalarını öğrenmek için internette sabahladığım günler oldu, mermer yedim, kaya kemirdim. Neticede emelime ulaştım, sohbet dünyasını avucumun içi gibi biliyorum artık:

Asl: Geldim itiraf ediyorum: Ben bunun ne olduğunu uzuuuunca bir süre anlayamadım, üvey evlat gibi dolaştım chat ortamlarında. Biri Asl yazınca korkup pencereyi kapattığım oldu. Halbuki Google var di mi ordan baksana anlamına?! :P Meğerse Age, Sex, Location kelimelerinin kısaltılmışıymış. Hayır; yaşımı, cinsiyetimi, yaşadığım yeri öğrenecen de ne olacak? Gelip anamdan babamdan mı isteyeceksin beni arkadaş?
Bilin ki bu kısaltmayı kullanan insan safi ziyanlıktır, hiç polemiğe girmeyin, direkt suratına kapatın chat penceresini.

Asdasdasdasdjkljkljklzxczx : Bu ne?! Lan bu ne lan?! demiştim kendisiynen ilk tanış olduğum vakit. Siz de şu an ilk kez tanış oluyorsanız ürkmeyin: Karışık harflerle gülme efektiymiş bu, evet.
Peki kardeşler, gül gibi ahahahah, hahahah, ehehehe hadi ehihihih varken neden asdasfdasdf gjkghjkhjkhjk? Tamam, yenilik güzeldir, her daim pilav yenmez ama ekranın bu tarafından bakınca arkadan biri saldırmış da kafanızı kavyeye gömerken sizin kafa yanlışlıkla enter'a abanıvermiş gibi bir izlenim yaratıyorsunuz. asdfdfgsdfgf ne lan?

Imho: Bunu ecnebi sitelerde, forumlarda, yorumlarda görürdüm hep; ecnebi kısaltmalar konusunda genel kültürüm sıfır olduğu için anlayamazdım. In my humble opinion demekmiş. Yani ''bak ben konu hakkında böyle böyle diyorum ama hepsi tamamen şahsımın kişisel, öyle pek de kaale alınmayacak fikirleri sadece, ciddiye alma tamam mı kanka :))'' diyor sevgili ecnebi kardeşimiz. Hakikaten de kısaltılması iyi olmuş bence :P

Sçs: (Bunda hep beraber geliyoruz, bu sefer ben tek başıma gelmeyeceğim) Gelin itiraf edelim: Bunu daha evvel görenlerimiz ilk başta sıçış şeklinde algılayıp ''ahahaha ayar veriyor arkadaş'' şeklinde yorumlamışızdır. Ama işin özü öyle değilmiş; bu scç, sıçış değil; seni çok seviyorum demek imiş. Peki bi insan neden sevdiğini söylemeye, yazmaya bile üşenir de kısaltır, niye canlar niye? ...
Off ömrümü yediniz ergen kitle, gecenin bir yarısı uğraştığım şeylere bakın! Uyumaya gidiyorum ben; ok, tmm, pls, ltf, tşk.

Pazartesi, Eylül 12, 2011

Durdurun dünyayı, yaşlanmak istemiyorum!

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 12.9.11 1 Yorum var, evet.
Son zamanlardaki takıntım da bu işte. Yaşlanmak, bir yaş daha artmanın ızdırap gibi gelmesi, yüzde çizgilerin belirmesi, sarkmalar, pörsümeler.. Şimdi bunların hepsini bir gün gelecek tek tek yaşayacağım ya; bunalımlara girip girip çıkıyorum ekseriyetle.

Aslında depresyonumun en büyük sorumlularından biri Britney Spears.. Daha dün gibi hatırlıyorum, bu kızcağız gencecik, hayat dolu, enerjik, kıpır kıpır bir ergendi. Ses namına fıkara olsa da sağlam dans ederdi. Benim de ergenlik yıllarımın bir numaralı idol kişisiydi. Severdim o vakitler, şimdi o vakitlerden tiksinsem de..


Ama geçende Youtube'da (evet, Youtube'suz bir günüm dahi geçmez oldu) son albümü için yaptığı bir röportajını izledim ve gözlerime inanamadım. Bildiğin çökmüş kız, yaşlanmış (tepedeki fotoda da görülebilir), gözünün feri gitmiş, çizgileri pörtlemiş. Şahsına olan halihazırdaki tüm tiksintim yerini ''ay yazıııık!''lı acımalara, üzülmelere bıraktı. Sonra bir başka videosununu gördüm; tamam dedim, yaşlanmak hepimizin kaderi de ben yaşlanmasam olmaz mı? Ben de otuzuma geldiğimde şimdiki halime kıyasla yüzümde yaşlandığıma dair net çizgiler mi belirecek yani? Hep yirmili yaşlarımın başında kalmak istiyorum mümkünatı varsa, bilimadamları yaşlılık illetine bir çare bulsunlar vakit iyice geçmeden.

Bir de, Britney Spears'ın son ve bir önceki albümünü pek sevdim ben. Hatta Circus şu ana kadar söylemiş olduğu en güzel şarkı bile olabilir. Ergen zamanlarındaki şarkılarına tahammül edemiyorum ama, hepsi birbirinden tırt. Kadın vücutsal bazda değil şarkı konusunda da olgunlaştırdı kendini; ya da ben gerçekten yaşlanmaya başladım. Bilimadamları dedim, çare bulun dedim! Alooo! :/

Hep bi katakulli, hep bi hile

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 12.9.11 2 Yorum var, evet.

Serin video birader, ama bu oyun böyle oynanmaz kardeşim. Oooh ne ala; bulmuşsun gizli geçitleri, katakullileri; atıyorsun havanı. Bir kere bile Thank you Mario but our princess is in another castle yazısı görmemişsen neyleyim ben öyle Super Mario'yu! Kınıyorum.

Hepsini geç; oynayan insan evladı altındı, büyüme mantarıydı, hak yıldızıydı filan hiç tenezzül etmemiş; Arap atı gibi koşturmuş mübarek.

Super Mario yüzünden kafayı çozutan sabi yavru görmesin bunu, Bakırköyler'den toplayamayız sonra. Aman.

Pazartesi, Eylül 05, 2011

Nefes almasın yeter

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 5.9.11 3 Yorum var, evet.
Doktorlar, (Show TV'dekiler değil, onlara kalsa işimiz yaş :P) ağız kokusuna çözüm bulmadan evvel, keşke karşındaki insana ağzının koktuğunu kalbini kırmadan söyleme yöntemini bulsalarmış sanki daha iyi olurmuş. Yani nasıl söylenir ki bu, çareler aramaktayım. Hımm, şu nasıl?:

''Şeyy Deryacığım, öğle yemeğinde yine hayvan leşi yemişsin sanırım ama biz insanoğlunun binlerce yıl evvel ölü hayvanları yemeği bırakıp daha sağlıklı, daha normal tabir edilen yiyeceklere yöneldiğimizi bilmeni isterim.''
(Yok, olmadı bu)

Daha açıklayıcı, hatta direkt durumu yüzüne yüzüne vurucu şekilde konuşmam gerekir belki de:

''Derya bak, kaç gündür ne yiyip içiyorsun bilmiyorum ama ağzın, daha doğrusu salgıladığı o tanımlanamaz koku; umumi hela havasının aslında parfüm niyetine kullanılabilecek kadar makul bir koku olduğu gerçeğini anlamamı sağladı. Öncelikle bunun için sana minnettar olduğumu söylemek isterim. Ama lütfen t.u.b.a şu raporlara bi baksana derken nefesini suratımla buluşturmak için özel bir çaba sarfetmesen? Mümkünse bi 200 metre uzaktan iletişim kurmaya çabalasak? Hatta mümkü ....  AĞZIN MANTAR ENFEKSİYONLU AYAĞA GİYİLMİŞ DE 3 GÜN BOYUNCA ÇIKARILMAMIŞ ÇORAP GİBİ EFİL EFİL, ILGIT ILGIT KOKUYOR Derya! Doktora git Derya, bişeyler yap Derya, hayattan soğuttun beni Derya!''

(Bu da çok ağır oldu. Benim yüzümden intihar etmesini istemem :P Başka çareler bulmak lazım ama ne, ama ne?...)

Maydonozu da hiç sevmem, gel bize bazı bazı:

Dün, Anadolu coğrafyasının kadim halklarından biri olan Kürtler hakkında yeni birşey daha öğrendim. Kürt bir arkadaşımın söylediğine göre (Evet, benim Kürt arkadaşlarım da var :P) ''gerçek Kürtler'' sarışın ve mavi gözlü olurmuş. Ama vakti zamanında Araplar'la karıştıkları için esmerleşmişler. (Yani günümüzde kendine Kürt diyen halkın büyük çoğu gerçek manada Kürt değil demeye getirdi kız. Senin adamın gol diyor diye bir laf vardı di mi? Nerden aklıma geldiyse :P) İlk başta aval aval baktım suratına ama sonraki cümlelerinden anladım ki bir nevi Aryan Pırayd takılıyor arkadaş, çözdüm kafasını, güle güle kullansın. Irkçılık da kötü birşey ama be, yazık.

Bi dakika, gitme. Birşey daha var:

Günün oyunu: Angry Birds
Eğer Google Chrome kullanıyorsanız burdan oyunu tarayıcıya adapte edebilir, münafık donuzların kafalarını pat pat patlatabilirsiniz. 3 gündür aralıksız oynuyorum, bıkmadım; bıkmam da.

Flormar Miracle Colors U08

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 5.9.11 4 Yorum var, evet.

Flormar'ın Miracle Colors serisinin en sevdiğim rengi fotoğrafta görülebilen U08. Işıltılı mavi ama ışıkta çok hafif mor ve pembeye dönüyor.


E tabii, bu ojeyi aldığım esnada sadece bir taneyle yetinmedim elbette. Serinin U08 yanısıra, U33, U28, U30, U19, U20 VE U24 renklerini de alıverdim. Onları da ileriki günlerde çekip koyarım belki, belli olmaz. Nasip kısmet işi bunlar.
© 2006 - 2058 Bilinçsiz Karalamalar

Bu blogda okuduğunuz ya da okumakta olduğunuz bütün yazılar, aksi belirtilmemişse blog sahibesi tarafından yazılmıştır. O yüzden hepsi olmasa da bazı hakları saklıdır. İçeriği kopyala - yapıştır yöntemiyle başka bloglara, sitelere koyarak ''bak bunu ben yazdım, negzel diğğ mi?!'' şeklinde hastalıklı ve şizofren bir tavır takınmanıza gerek yoktur. Adam gibi kaynak belirtmek şartıyla blogdan alıntı yapabilirsiniz zira, birbirimizi kırmayalım.
 

t.u.b.a'nın karaladıkları Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review