Ürünün web sitesi şurda. Valla ben ojeleri beğendim ama sitedeki diğer ürünlere birgün bir yerde denk gelir, alır; yüzüme, gözüme sürer miyim? Sanmıyorum. Ama ojeler güzel bak, renkler süper; gönül rahatlığıyla sürün yani kızlar :P
Çarşamba, Ağustos 31, 2011
Ne güzel isimler buluyorsunuz siz öyle
Çok ilginç bir oje markası daha keşfettim geçenlerde. İsmi Afrodit Paris; bir Türk kozmetik firmasının ürünü ve tahmin edilebileceği üzere fiyatı sudan ucuz, sadece 1 lira ki ben bir ojeye 1 liradan fazla para verince içi cız eden insanım; dayanamadım 8 - 10 tane aldım bunlardan. Bir kaçını sürdüm, sürüştürdüm de:
Ürünün web sitesi şurda. Valla ben ojeleri beğendim ama sitedeki diğer ürünlere birgün bir yerde denk gelir, alır; yüzüme, gözüme sürer miyim? Sanmıyorum. Ama ojeler güzel bak, renkler süper; gönül rahatlığıyla sürün yani kızlar :P
Ürünün web sitesi şurda. Valla ben ojeleri beğendim ama sitedeki diğer ürünlere birgün bir yerde denk gelir, alır; yüzüme, gözüme sürer miyim? Sanmıyorum. Ama ojeler güzel bak, renkler süper; gönül rahatlığıyla sürün yani kızlar :P
Categories
Afrodit Paris,
OjeSepeti,
Pembe ve Tonları
Pazartesi, Ağustos 22, 2011
Great song! Greetings from Greece :) .... Şaka lan şaka, Yukarı Ayrancı'dan Necmi ben.
Ama bir an heyecan yaptınız, itiraf edin! :P
Youtube'un yeni modasını, blogumun yaklaşık daimi 4 okuyucusu ile (bakmayın, sağ kenarda 500 küsür kişi diyor ama toplasan bir elin parmaklarını geçmez benim tayfa :P) paylaşmaktan onur duyuyorum: ''Şaka lan şaka yorumculuğu''
Yurdum gençliğinin bu şaka ulen şaka ahahaha! içerikli yeni eğlencesi, ekseriyetle Türkiye'yi Eurovisionlarda temsil etmiş ya da edecek potansiyele sahip şarkıların Youtube videolarının altına ''This is great song!! I like it! Greetings from bilmemnere!'' (Bilmemnere çoğunlukla Greece -Yunanistan- olur nedense) cümlesinden ibaret yorumunu kondurmayla başlar.. Okuyup heytt beaa dersin, elin gavuru şarkılarımızı beğenmiş. Gururla dolarsın, eğer milli duyguları fazla gelişmiş biriysen gözlerin yaşarır filan..
Sonra yorumun bir satır aşağısında, insanı kahreden o malum satırlarla karşılaşırsın:
''Şaka lan şaka, hemen sevinmeyin keraneciler! Ümraniye'den Süleyman ben, ayrıca şarkı bok gibi. Allah hepinizin belasını versin. Ayrıca Fatma seni çok seviyorum aşkım. Tamam, dağılın şimdi reziller.''
İlk başlarda komik geliyordu, baya baya gülüyordum da ama artık yağı fazla kaçmış mücver tadı vermeye başladı. Komik değilsiniz heyecanlı gençlik, lütfen Zeytinburnu'ndan Hıdır esprilerinize bir son verin..
Ancak bazen Youtube'da gezinirken öyle yorumlara rastgeliyorum ki cidden güldürüyor beni. Evet, aslında tüm bu uzun giriş yazısını, o yorumları deşifre etmenin yolunu hazırlamak için yazdım :P Dın dın dınnn, işte o yorumlardan bazıları:
İlk gülümseten yorumumuz Hadise'nin Süpermen videosuna ait sevgili yavrularım.
Bir hayranı, denenmişi denemeyen Hadise kızımızın güzelliğini bakın nasıl betimlemiş:
''bu kadın deodorant sıkınca çıkan o soğuk koku gibi. güzel yani :D ''
Benzetmeye gel. Güzelliği kelimelere dökecek onca romantik kelime varken sen kalk deodorant kokusuna bağla işi.. Saygı duydum yine de, arkadaşta hayal gücü tavan :P
Diğer yorumumuz Tarkan'ın ön iki dişinin henüz birleşemediği, kavuşamadığı; o hüzünlü ve mahsun nostaljik senelerden birinde söylediği unutmamalı şarkısının videosundan geliyor:
'' "incit, memeli sevenleri " ahahaha ne romantiğim ya :D ''
Arkadaş espri yapmış, gülelim de boşa gitmesin hissiyatıyla yaklaştım önce ama şarkının o kısmını dinlerken istemsizce sırıtırken buldum kendimi. Lan yılların karizma şarkısı da çöp oldu gitti gözümde iyi mi? Artık aynı masum hissiyatlarla dinleyemeceğim seni Unutmamalı, hatta memeli; evet.
Ayyy canım Katy Perry yaa! Ben bu kızı - niye bilmiyorum ama - çok seviyorum. Hem şarkılarını, hem kaşını gözünü. (Dünya ahret bacım olsun, yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem :P)
Keti'nin Last Friday Night klibinin videosundan beni gülümseten yorumsa;
'' If I get "30 likes" I will stop watching porn and get a girlfriend.''
Dünyada ne insanlar var Rabbim; demekki 30 kişi bi el atıverse herif hayata dönecek, ortam yapacak, üççüz beşşüz diye diye diskolara akacak. Şu like denen şey galiba ABD sınırlarında hayati önem arz ediyor, konuyu araştıriciim :P
Özgün İstiklal barlarında, daha dün annesinin kollarında çoşarken, taşarken bir bilse Youtube videosunun altı kafirlere, zındıklara kalmış, kalbine inerdi herhalde çocuğumun, aman da aman. İstiklal videosunun altındaki o birlik, beraberlik, inanç, dayanışma, kardeşlik, huzur, bütünlük (dur, gaza geldim) bozucu içerikteki o yorum:
' 'lezbiyen satanist grubumuza katılmak için benimle iletişim kurun 666 teşekkürler şeytan sizinle olsun 666 ''
Lezbiyen satanist? Bayansı erkek gibi birşey mi bu? Nasıl bir oluşumsunuz bacım siz? Ben baştan uyarayım da orayı yıkarlar hanımlar, demedi demeyin.
Şey: Youtube demişken, kanalımın adresini de not düşeyim şuracığa. Daha çok yeni; ellerinizden öper, bayram şekerini rica eder.
Youtube'un yeni modasını, blogumun yaklaşık daimi 4 okuyucusu ile (bakmayın, sağ kenarda 500 küsür kişi diyor ama toplasan bir elin parmaklarını geçmez benim tayfa :P) paylaşmaktan onur duyuyorum: ''Şaka lan şaka yorumculuğu''
Yurdum gençliğinin bu şaka ulen şaka ahahaha! içerikli yeni eğlencesi, ekseriyetle Türkiye'yi Eurovisionlarda temsil etmiş ya da edecek potansiyele sahip şarkıların Youtube videolarının altına ''This is great song!! I like it! Greetings from bilmemnere!'' (Bilmemnere çoğunlukla Greece -Yunanistan- olur nedense) cümlesinden ibaret yorumunu kondurmayla başlar.. Okuyup heytt beaa dersin, elin gavuru şarkılarımızı beğenmiş. Gururla dolarsın, eğer milli duyguları fazla gelişmiş biriysen gözlerin yaşarır filan..
Sonra yorumun bir satır aşağısında, insanı kahreden o malum satırlarla karşılaşırsın:
''Şaka lan şaka, hemen sevinmeyin keraneciler! Ümraniye'den Süleyman ben, ayrıca şarkı bok gibi. Allah hepinizin belasını versin. Ayrıca Fatma seni çok seviyorum aşkım. Tamam, dağılın şimdi reziller.''
İlk başlarda komik geliyordu, baya baya gülüyordum da ama artık yağı fazla kaçmış mücver tadı vermeye başladı. Komik değilsiniz heyecanlı gençlik, lütfen Zeytinburnu'ndan Hıdır esprilerinize bir son verin..
Ancak bazen Youtube'da gezinirken öyle yorumlara rastgeliyorum ki cidden güldürüyor beni. Evet, aslında tüm bu uzun giriş yazısını, o yorumları deşifre etmenin yolunu hazırlamak için yazdım :P Dın dın dınnn, işte o yorumlardan bazıları:
İlk gülümseten yorumumuz Hadise'nin Süpermen videosuna ait sevgili yavrularım.
Bir hayranı, denenmişi denemeyen Hadise kızımızın güzelliğini bakın nasıl betimlemiş:
''bu kadın deodorant sıkınca çıkan o soğuk koku gibi. güzel yani :D ''
Benzetmeye gel. Güzelliği kelimelere dökecek onca romantik kelime varken sen kalk deodorant kokusuna bağla işi.. Saygı duydum yine de, arkadaşta hayal gücü tavan :P
Diğer yorumumuz Tarkan'ın ön iki dişinin henüz birleşemediği, kavuşamadığı; o hüzünlü ve mahsun nostaljik senelerden birinde söylediği unutmamalı şarkısının videosundan geliyor:
'' "incit, memeli sevenleri " ahahaha ne romantiğim ya :D ''
Arkadaş espri yapmış, gülelim de boşa gitmesin hissiyatıyla yaklaştım önce ama şarkının o kısmını dinlerken istemsizce sırıtırken buldum kendimi. Lan yılların karizma şarkısı da çöp oldu gitti gözümde iyi mi? Artık aynı masum hissiyatlarla dinleyemeceğim seni Unutmamalı, hatta memeli; evet.
Ayyy canım Katy Perry yaa! Ben bu kızı - niye bilmiyorum ama - çok seviyorum. Hem şarkılarını, hem kaşını gözünü. (Dünya ahret bacım olsun, yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem :P)
Keti'nin Last Friday Night klibinin videosundan beni gülümseten yorumsa;
'' If I get "30 likes" I will stop watching porn and get a girlfriend.''
Dünyada ne insanlar var Rabbim; demekki 30 kişi bi el atıverse herif hayata dönecek, ortam yapacak, üççüz beşşüz diye diye diskolara akacak. Şu like denen şey galiba ABD sınırlarında hayati önem arz ediyor, konuyu araştıriciim :P
Özgün İstiklal barlarında, daha dün annesinin kollarında çoşarken, taşarken bir bilse Youtube videosunun altı kafirlere, zındıklara kalmış, kalbine inerdi herhalde çocuğumun, aman da aman. İstiklal videosunun altındaki o birlik, beraberlik, inanç, dayanışma, kardeşlik, huzur, bütünlük (dur, gaza geldim) bozucu içerikteki o yorum:
' 'lezbiyen satanist grubumuza katılmak için benimle iletişim kurun 666 teşekkürler şeytan sizinle olsun 666 ''
Lezbiyen satanist? Bayansı erkek gibi birşey mi bu? Nasıl bir oluşumsunuz bacım siz? Ben baştan uyarayım da orayı yıkarlar hanımlar, demedi demeyin.
Şey: Youtube demişken, kanalımın adresini de not düşeyim şuracığa. Daha çok yeni; ellerinizden öper, bayram şekerini rica eder.
Salı, Ağustos 02, 2011
Bazen çorba sadece ''çorba'' değildir
Büyük Türk şarkıcı ve türkücüsü Tarkan bey hazretleri bundan seneler seneler evvel ne de güzel söylemiş ''yeni adet gelmiş eski köye vah, dostlar mahvolduk!'' diye.
Halbuki biz yıllardır klasik Knorr çorbalarıyla seviyeli ve uyumlu ilişkiler içerisindeydik ülke olarak.. Efendime dert yanayım; bir kremalı domates, kremalı sebze, ezogelin gibisinden en enfes ve en klasik tatları bir kenarda bekleten sevgili Knorr, bir zaman önce yeni çorba çeşitlerini piyasaya sürdü.
Muhafazakarlık kadar tiksindiğim bir olgu, bir durum yoktur şu hayatta.. Yeniliklere açık olmak her zaman iyidir, insan kendini yenilemelidir, sabit fikirli olmamalıdır tarzı zihniyetin bayrak sallayanı, meşale taşıyanıyım diyebilirim. Sırf bu yüzden ve Knorr'un çorbalarını pek sevmemden ötürü yeni çeşitlerinden birini denemeye karar verdim geçenlerde.
Bir kere ismi on numara yeni çorbamızın: Analı Kızlı. Höh di mi ama var böyle birşey. İçeriği köfte ve nohuttan ibaret bir çorbaya analı kızlı ismini uygun bulan kitleyi kutlamak isterim nacizane. Ha, köfte dediysem de fazla ciddiye almayın çünkü köfte niyetine üç beş pinçik et atmışlar içine; '' al sana köfteli işte daha ne istiyorsun ''olmuş. Ama nohutu bol şimdi, o konuda haksızlık etmeyeyim :P İki küçük parça kıyma simulasyonunu da eşantiyon olarak sonradan eklemişler, Allah razı olsun. Tat olarak içilebilir bence,bir mahsuru yok. Güzel yani. Ama o köfte kandırmacası, evrim aldatmacası, Darwinizm'in çöküşü filan? Ah içim yanıyor, neyse.
Halk olarak bu tür yiyecek isimlerine alışkınız aslında: Vezir parmağı, dilber dudağı, kadın budu köfte, imambayıldı, genç kız rüyası, yengen vesaire senelerdir mutfağımızda ve belleklerimizde garipsenmez bir yer edinmiş vaziyette. (Tamam, genç kız rüyası biraz ağır oldu, kabul ediyorum :P Ama diğerleri bilindik yani) Analı kızlı da aslında yöresel bir yemek olmakla beraber benim yeni haberdar olduğum lezzetlerden biri. Knorr'un bir suçu yokmuş esasen, sonradan yaptığım araştırmalara göre gerçekten varmış böyle bir şey yani. Cahilliğime tüküreyim. (Köfteyi unuttuğum zannedilmesin, aklımda :P )
Ben şeye cidden çok üzüldüm ama: Köfte diyorsun da içinde köfte yok be abi! Nohutla çocuk mu kandırıyorsun sen? Bol koyacaksın eti içine, bak nasıl satılır o. Düzinelerce alırım yemin ediyorum. Ete verecek para mı var bizde? Anca böyle işte çorbanın, bilmemnenin içinde görürsek gözlerimiz yaşarıyor, sevinçten ne edeceğimizi şaşırıyoruz. Umutlarımızla oynamasaydın keşke. Köfteyi bol tutsaydın, olmadı bu. Bu sefer güldürmedin Knorr, yakışmadı :P
Halbuki biz yıllardır klasik Knorr çorbalarıyla seviyeli ve uyumlu ilişkiler içerisindeydik ülke olarak.. Efendime dert yanayım; bir kremalı domates, kremalı sebze, ezogelin gibisinden en enfes ve en klasik tatları bir kenarda bekleten sevgili Knorr, bir zaman önce yeni çorba çeşitlerini piyasaya sürdü.
Muhafazakarlık kadar tiksindiğim bir olgu, bir durum yoktur şu hayatta.. Yeniliklere açık olmak her zaman iyidir, insan kendini yenilemelidir, sabit fikirli olmamalıdır tarzı zihniyetin bayrak sallayanı, meşale taşıyanıyım diyebilirim. Sırf bu yüzden ve Knorr'un çorbalarını pek sevmemden ötürü yeni çeşitlerinden birini denemeye karar verdim geçenlerde.
Bir kere ismi on numara yeni çorbamızın: Analı Kızlı. Höh di mi ama var böyle birşey. İçeriği köfte ve nohuttan ibaret bir çorbaya analı kızlı ismini uygun bulan kitleyi kutlamak isterim nacizane. Ha, köfte dediysem de fazla ciddiye almayın çünkü köfte niyetine üç beş pinçik et atmışlar içine; '' al sana köfteli işte daha ne istiyorsun ''olmuş. Ama nohutu bol şimdi, o konuda haksızlık etmeyeyim :P İki küçük parça kıyma simulasyonunu da eşantiyon olarak sonradan eklemişler, Allah razı olsun. Tat olarak içilebilir bence,bir mahsuru yok. Güzel yani. Ama o köfte kandırmacası, evrim aldatmacası, Darwinizm'in çöküşü filan? Ah içim yanıyor, neyse.
Halk olarak bu tür yiyecek isimlerine alışkınız aslında: Vezir parmağı, dilber dudağı, kadın budu köfte, imambayıldı, genç kız rüyası, yengen vesaire senelerdir mutfağımızda ve belleklerimizde garipsenmez bir yer edinmiş vaziyette. (Tamam, genç kız rüyası biraz ağır oldu, kabul ediyorum :P Ama diğerleri bilindik yani) Analı kızlı da aslında yöresel bir yemek olmakla beraber benim yeni haberdar olduğum lezzetlerden biri. Knorr'un bir suçu yokmuş esasen, sonradan yaptığım araştırmalara göre gerçekten varmış böyle bir şey yani. Cahilliğime tüküreyim. (Köfteyi unuttuğum zannedilmesin, aklımda :P )
Ben şeye cidden çok üzüldüm ama: Köfte diyorsun da içinde köfte yok be abi! Nohutla çocuk mu kandırıyorsun sen? Bol koyacaksın eti içine, bak nasıl satılır o. Düzinelerce alırım yemin ediyorum. Ete verecek para mı var bizde? Anca böyle işte çorbanın, bilmemnenin içinde görürsek gözlerimiz yaşarıyor, sevinçten ne edeceğimizi şaşırıyoruz. Umutlarımızla oynamasaydın keşke. Köfteyi bol tutsaydın, olmadı bu. Bu sefer güldürmedin Knorr, yakışmadı :P
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















