Salı, Haziran 28, 2011

Al al al al al !!!

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 28.6.11 2 Yorum var, evet.
Korkunç düzeyde gaza geldim yine!

İçim içime sığmaz vaziyette şu an ve ''ulan senelerdir hiç de alakamız olmayan (tamam be, ucundan kıyısından hafifçe bi alaka var ama sorarım size hangi ulusun yok ki?) naif Moğolistan'ın masum halkının adını kullanarak aşağıladınız bizi, alın şimdi alın alın alın!'' diye haykırmak istiyorum dosta düşmana! :P

Türk halkının gen haritası.

Ben şu yaşıma kadar Türkler'e (bunlar biz oluyoruz tabii, bu blogda daha önce de Türkler'le alakalı yazdığım yazılarda da belirttiğim gibi: lütfen Türk olmayanlar biz kelimesini üzerine alınmasın. Genele vurdum olayı. Yoksa Kürtler de, Lazlar da, Gürcüler de, Çerkesler de, Boşnaklar da candır, canandır) hakaret etmek istediğinde Moğol lafını kullanan bir çok insana denk geldim. Genelde net ortamında okuduğum ''koduuumun Türkleri, pis Moğollar! Defolun gidin Moğolistan'a! Anadolu bizimdir!!'' şeklindeki sataşmalı yazılara, zaten uzun zamandır bildiğim fakat resmi (belgeli melgeli böyle) olarak da doğrulanan gen haritası gerçeğiyle cevap vermek istiyorum: Sevgili ırkçı, faşist ve manyak dostlarım; şu anda Türkiye'de yaşamakta olan ve kendine Türk diyen halkın, Moğollar ve o çok gitmelerini istediğiniz Moğolistan'la gram ilgisi, alakası yok. Buyrun okuyun. Yani bizler de en az sizler kadar buralıyız, buralı olmuşuz artık. Sadece %3.8'imiz'in Moğol diye hakir görülebilitesi varmış. Yine de isterseniz, çok ırkçılığınız gelirse, %3.8'i Moğol olan iğrenç ve barbar halk diyebilirsiniz bizler için.. Geri kalanlarımızda komple bir ortaya karışıklık, bir hepsinden biraz biraz koy abicimcilik mevcutmuş. Vakti zamanında Malazgirt Meydan Muharebesi'nden güç alan büyük büyük büyük dedelerimiz, o zamanın mevcut Anadolu halklarıyla pek bi içli dışlı (anladın sen onu) olmuşlar ve bizlerin karman çorman genetik oluşumuna zemin hazırlamışlar.

Karikatür Umut Sarıkaya'dan..

Böylece Mongol la bunlar! faşizminin geçerliliği tarihe karışmış oluyor sevgili Aryan kardeşlerim. Yoktur esasen birbirimizden farkımız. Hepimiz insan olduktan sonra ne fark eder ha Moğol olmuşuz, ha Türk, ha Yunan, ha Kürt.. Yeryüzünde kardeşce yaşayıp gitmek varken ne diye yok efendim sen Moğolsun, sen Kürtsün, sen Ermenisin, sen Japonsun diye birbirimizin başının etini yiyelim? Gül gibi, cillop gibi gezegende yaşıyoruz yemin ediyorum, mis gibi. Kıymetini bilelim derim. (Kucaklayıcı sosyal mesajımı da veririm hacı, hiç sektirmem! :P)

Çarşamba, Haziran 22, 2011

Süpermarketler iyi de poşetleri kötü

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 22.6.11 5 Yorum var, evet.
Sonra diyorlar ki şehirli insanlar sinir küpü de, stres topu da, falan da fişmekan..

Marketlerdeki poşetlerin ağızlarını - hatta komple poşeti - kolay açılan plastikten yapın bakın ortada stres mtres kalıyor mu?

Misal ben, übermarketlerin birinde (arada BİM'i aldattığım oluyor ama yine de seviyeli bir ilişkimiz var; o aldırmaz bu tarz şeylere zati :P) sakin sakin alışverişimi etmiş, arabamı onca şeyle doldurup kasaya gelmişim ki aldıklarım arasında 12li tuvalet kağıdı, buzdolabı poşeti, kırmızı mercimek, kadın pedi, 250 gram yağsız dana kıyma gibi birbirinden alakasız ebatta ve çeşitte ürün var; kasiyer ürünleri dıt dıt okutup bitirmek üzereyken ben hala o lanet olasıca poşeti açmaya çabalıyorum. Peki açabiliyor muyum? Hayır tabii ki! Üstelik kasiyer işini bitirip bana 35 lira 15 kuruş hanfendi derken ben o esnada ne yapıyorum? Evet, halen o Allah'ın cezası dandirik poşetle güreş halindeyim sevgili Werder Bremenliler.. Elbet boynum kıldan ince, çıkarıp parayı veriyorum, akabinde tekrar poşetle boğuşmama kaldığım yerden devam ediyorum. Ve nihayet, dakikalardır hıııııh, inadım inat; bi tarafım iki kanat, açılmayacam işte! diye ısrar eden poşet hazretleri açılıp saçılmaya karar veriyor. Tam oh bee! deyip aldıklarımı poşete sokuşturmaya başlayacakken, kasiyerin bir sonraki müşterinin ürünlerini okutup benimkilerin hemen dibine koyduğunu farkediyorum. Hadi bakalım, bu da bir başka stres nedeni! Lan ya adam / kadın kendinkilerle benimkileri karıştırırsa? Ya benim kadın pedim O'nun poşedine, O'nun traş köpüğü benim poşetime giriverirse yanlışlıkla? Bu tarz karışıklıklar yüzünden doğabilecek ailesel yanlış anlaşılmaların önüne nasıl geçilecek, sormak isterim cümle aleme!

Konu tekrar döndü dolaştı BİM'e geldi ama bu nahoş duruma yine en iyi çözümü BİM getirmiş gibi. Kasaların hemen yanında, çıkış kapısının bitişiğinde, alınan ürünlerin rahatça poşetlenmesi için özel yerler mevcut. Diğer marketlerde bu tarz bir güzelliğe rastlamadım mesela. Ne varsa BİM'de var arkadaş. Sen hem Dost Yoğurt gibi fantastik bir lezzete ev sahipliği yap, hem genel olarak ucuz ol, hem de müşterilerin kasada sinir stres olmaması için özel yerler barındır. Bak yine BİM sevgim depreşti durup dururken.. Ben senin 35 kuruşa sattığın o Max çakması ama sıcak yaz günlerinde insanın içini serinleten dondurmana kurban olurum garip gurebanın can dostu BİM! (Ahahaha çok fakirim lan, gülmeyin tamam! :P)

Alakaya maydanoz: Menapozdan sonraki hayatlarını bakkaldan, çakkaldan beleş poşet ''rica etmeye'' adayan teyzeler vardır ya hani; onlardaki o isteği dillendirme esnasındaki naiflik ve suratlarındaki süt dökmüş kedi ifadesine hastayım ben. Marketlerde de karşılaşıyorum arada sırada; yanaklarını sıkasım geliyor:

- Evladım, rica etsem bana bi poşet verir misin? Poşetim yırtıldı da.. :( (Öyle bir surat ifadesi edinmek ki sanki dünyası başına yıkılmış gibi görünmek, uhg!)
Poşetlerden sorumlu kasa ve mağaza bakanlığı görevlisinin verilmesi istenen plastik nesneyi uzatmasının ardından:
- Allah razı olsun evladım, çok teşekkür ederim! Helal et bak. :D (Teyzemiz sanki kendisine bilmem kaç gros tonluk transatlantik hibe edilmişcesine mutlanarak ortamdan uzaklaşır; yani uzaklaşmak; tekrar ughh!)


Şey: Çok alakasız ama aklıma geldi şimdi; yazmazsam olmaz. Yine böyle marketlerde, mağazalarda, pazarlarda, dükkanlarda; kısacası alma - verme işlemlerinin gerçekleştirildiği mekanlarda pardooon buraya kim bakıyoooo? diye yırtınan orta yaşın biraz üzerinde müşteri profilli ablalar vardır ve bu ablalar sanki sözleşmişcesine cümlenin kim bakıyooo? kısmını hep bağırarak dillendirirler. Eğer onlara bakan bir yetkili, görevli takiben 4 saniye içinde diplerinde bitivermezse, bu sefer daha sert bir sesle buraya bakan yok muuuuuuuu?!! diye höykürürler. Eğer hala bir reaksiyon alamazlarsa oflamalar, puflamalar başlar ve kendi başlarının çaresine bakmaya karar verirler. Bu her alışveriş mekanında aynıdır ama, dikkat edin; sıra hiç şaşmaz: Pardon buraya kim bakıyooo - Buraya bakan yok muuuuuuuu?! - Off ufff üfff. Fikstir bu, böyledir.

Pazartesi, Haziran 13, 2011

Şu an çok değişik psikolojiler içindeyim Mahmut

Karalayan: t.u.b.a Tarih: 13.6.11 4 Yorum var, evet.
Sevgili ve saygılı, mükemmel, süper, aman da aman, oh oh başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim zaferinden sonra karargahının balkonuna çıkıp yaptığı ''tam olarak 70 mi 74 mü bilmiyorum ama işte o civarlardaki milyon vatandaşlarımızın hepsini kucaklıyor, sarıyor, sarmalıyor, öpüyor, hatta mıncırıyorum. Bize oy veren, vermeyen herkesi yeni dönemde öyle bir ihya edeceğiz ki feleğiniz şaşacak feleğiniz! Ülkedeki herkes giyim kuşam, inanç, özgürlük, düşünce mevzusunda bizim güvencemiz altındadır; herkese her konuda eşit mesafede duracağız, nah burdan ilan ediyorum konu konşuya. Kadınlarımızı, bebelerimizi, eniklerimizi, delikanlılarımızı, genç kızçelerimizi, engellilerimizi hizmet manyağı yapacağız. Bakın bir daha söylüyorum, bize oy versin ya da vermesin, kimseyi ayırt etmeden herkesi kaburgalarını kırıncaya dek kucaklayacağız!'' içerikli konuşmasının ardından kaç adet depresyon söndürücü hap aldım hatırlamıyorum.. Zira bambaşka psikolojilerin insanı oldum çıktım şu seçim döneminde..

Yüce Uluların Ulusu Manitu Babamız; yahu bu Recep Tayyip Erdoğan ve kurmayları değil miydi Alevilere, Ateistlere, ''afedersin'' Rumlara - Ermenilere, kadın mı kız mı ne olduğu belli olmayanlara, düşünce özgürlüğüne, tıksırana kadar içki içenlere laf sokup sokup duran? Şimdi ne oldu da birden yine yediden yetmişyediye, kucaklarım seni Türkiye! şenlikleri sergilenmeye başlandı? Biz sanki neyin ne olduğunu bilmiyoruz. Şükür; geçmişi, ağızdan çıkan sözü unutacak kadar balık hafızalı değiliz.

''Bana karşı olan herkes ölsün, çok da bi tarafımda'' zihniyetiniz değişir mi hiç sizin? İnanmak isteyen, kanmak isteyen varsa kanabilir ki kandı da maalesef... Ama ben almayayım; karnım tok.
© 2006 - 2058 Bilinçsiz Karalamalar

Bu blogda okuduğunuz ya da okumakta olduğunuz bütün yazılar, aksi belirtilmemişse blog sahibesi tarafından yazılmıştır. O yüzden hepsi olmasa da bazı hakları saklıdır. İçeriği kopyala - yapıştır yöntemiyle başka bloglara, sitelere koyarak ''bak bunu ben yazdım, negzel diğğ mi?!'' şeklinde hastalıklı ve şizofren bir tavır takınmanıza gerek yoktur. Adam gibi kaynak belirtmek şartıyla blogdan alıntı yapabilirsiniz zira, birbirimizi kırmayalım.
 

t.u.b.a'nın karaladıkları Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review