İşyerinde kankamsın, birtanesin, cansın diye kıçının dibinden ayrılmayan insanın üst düzey bir yöneticiyle yan yana geldiğinde sen de dahil olmak üzere herkesi itin bi tarafına sokmaya çalıştığına şahit olmak. Yalakalığının birinin bin para etmesi. İş dünyasında basen bölgesi yalanmadan bir yerlere gelinemediğini fark etmek ama çalışmak zorunda olmak. ''En azından kimsenin önünde eğilmeden işimi yapıyorum ve hala kovulmadım'' diye teselli bulmaya çabalamak.
Gün boyunca ellerinde Kaaaayuuu, Kaaaaaaayuu! diye ses çıkaran oyuncak Caillou bebekleriyle cirit atan en az 5 farklı çocuğa farklı farklı mekanlarda denk gelmek. Aslında ne Kayu'nun ne de çocukların sinir bozucu olması ancak Kaaaaaayuuuuu, Kaaaayuuuuuuuuuuu! sözünü üst üste 162 defa duymanın getirdiği bir sinirlilik halinin vücutta yer bulması. Bir yerden sonra yeter ulan, başlarım Kayunuza da size de! demek istemek ama pek tatlı bebeler ve Kayu'nun sevimliliği yüzünden herşeyi sineye çekmek.
Eldeki, avuçtaki son bozuklukları ''bunu yemek parası yaparım, şunlar da dolmuş parası olsun'' diye ayrıştırmanın sonunda, cüzdanda hiç para kalmadığını fark etmek. Asgari ücretten daha fazla maaş alınmasına ve fuzuli şeylere minimumun da altında harcama yapılmasına rağmen paranın bir türlü yettirilememesi. Hep birşeylerin eksik kalması, hep lan şunu da alabilseydim keşke diye iç geçirmek. Kapitalizmin çok boktan birşey olması.


3 Yorum var, evet.:
1, 3 ve 4. maddelere katıksız katılıyorum.
2. maddeye gelince şu an öğrenci olduğum için bir şey söyleyemiyorum. Aslında bir zamanlar çalışırken her bir haltı görmüş olmama rağmen şimdi ağzımı bozmamak ve sinirlerimi zıplatmamak en iyisi sanırım sabahın şu güzel saatinde. :)
Şehirler arası yolculukta bir ön koltukta kucaklarında 1 yaş civarı bebekleri olan 2 kadının oturması, bebeklerin senkronize şekilde ağlaması, susturmak için annelerin o caillou oyuncaklarının düğmesine basıp durmaları, sonuçta ağlayan 2 bebek, bir de kaaaayyyuuu kaaaayyyuuu diye deyip duran bir oyuncakla yolculuk etmek de oldukça sinir bozucu. Denedim biliyorum :))
İki ve dört numaradan bir arkadaşım da bahsetmişti. Nasıl olduğunu hiç anlamıyormuş kendisi de. İlginç hakikaten.
Yorum Gönder