Bir, iki, üç... Bir tane daha buldum işte, dört oldu.
Öyle Bir Geçer Zaman ki'yi izlediğim günden bu yana, saçımdaki beyaz tel sayısında korkunç bir artış yaşıyorum. Bölüm başına onar onar çoğalıyor mübarekler! Nerde kalmıştım? Hah, beş, altı, yedi....
Senaryoyu ve karakterleri yaratan senarist, Türk halkı olarak her salı salya sümük ağlamamızı her şeyden çok istiyor sanırım. Her karakter ayrı bir dram, ayrı bir ömür törpüsü, of.
Dizinin uzun bacak ve Avrupai görünüm manyağı, aileden ziyade iskele babası olarak sunulması lazım gelen kazması Ali Kaptan ile başlamak istiyorum kişisel yorumlarıma... Her hafta kaçırmadan izliyorum, şunlara iki çift lafım var:
Sevgili
Ali, sen tam bir teletabisin. Kılkuyruksun, osuruk böceğisin, amipsin, kafadanbacaklısın. Ayrıca imansız, vicdansız, kalpsiz, midesiz, insafsız, onursuz ve haysiyetsiz olduğunu da eklemek isterim. Oldu mu? Ulan sen senelerce kaptanlık pazu bandı altında her limandan bir sevgili edinirken, karın Cemile evde çocuklarına baktı, yemedi yedirdi, içmedi içirdi, giymedi giydirdi at kestanesi! Sense utanmadan kadının karşısına geçip
ben Karolin'i seviyorum, boşanıcam senden, onla evlenicem. Aşk neymiş, sevgi neymiş Karolin sayesinde öğrendim. Sigigit, Mete baksın sana! dedin ya, 70 milyon + Balkanlar ve Ortadoğu'nun ahını aldın, Allah çok fena çarpacak yakında, demedi deme. O ölüp bittiğin, uğruna aileni terk ettiğin sarı Karolin ne de güzel çemkirdi yemekte sana s
in Oesman bsim ivee getirecaek? Bana sormadi siiin! Ben Çemileaa diyıl! diye. Dur ama duur, Karolin daha senin tepene öyle bir binecek ki Cemile'yi mumla arayacaksın Ali Kaptaaaan!
Ben aşkı Karolin sayesinde öğrendimmiş. Boynuzları kimden aldın peki, maşallah pek de güzel parlıyorlar, şıkır şıkır!
Cemile: Asla diz çökme Cemile, ayağa kalk! Biz izleyiciler olarak ekranlarımızın başından gönderdiğimiz mistik enerjiyle Ali'yi doğrulamaz hale getireceğiz, sen merak etme. İş o raddeye geldi artık.Sen yıllardır büyük bir özveri ve sevgiyle devam ettirdiğin anneliğinle yeterince ders veriyorsun zaten Ali'ye. Öküzle öküz olmaya hiç gerek yok. Bırak Karoliniyle yaşayabildiği kadar yaşasın o evde.
Ama sakın ha, olur da Karolin gün gelir Ali'yi dımdızlak ortada bırakırsa - ki inşallah! Tek temennimiz o -
ne de olsa çocuklarımın babasıdır, affedeyim deme! Bir tekme de sen vur, acıma! (Allah'ım ne kötü bir insan oldum lan ben!!)
Karolin: Senin o büzüşük ağzını mandalla tutturur, o güzelim avrupalı diri vücudunu hediye paketlerine sarıp sarmalar, karşı ödemeli olarak Hollanda'ya, biricik sevgilinin yanına kargolarım, yaparım bilirsin. Senin hakkındaki düşüncelerimi evvelden yazmıştım, al
burdan devam et. Daha fazla yazıp da değerini yükseltmek istemiyorum. Cemile'nin dediği gibi Avrupa'da erkek mi kalmadı da geldin buralara kızım? Olmadı şu Türkçe'ni düzelt bari, ağzını yırtasım geliyor her
Âlieee! diyişinde!
Berrin: Ayy kıyamaaam, canım yaa! Yeminle Osman'dan bile daha sempatik bir kızcağız bu! Yavuklusu Gominist Ahmet'in O'na seni seviyorum dediğinde ayy sahiden seviyor musun diye sormasıyla yüzünde belirlen salak ifade, Amina'nın Ahmet'le formalite icabı evli olduğunu bir türlü anlayamaması ve Ahmet'in bunu ona her açıklamak istediğinde arkasını dönüp ağlayarak kaçması ve yüzüneki sivilceleriyle oldukça naif ve iyi niyetli bir insan portresi çiziyor bana göre. Canım Berrinim, hep böyle saf ve temiz kal oldu mu? Ama sanki intikam ateşiyle yanıp tutuşan Hakan, bu Ahmet'i sana yar etmeyecekmiş gibime geliyor. Antenler hep açık olsun, sonra çok zırlarsın bilesin.
Mete: Hey adamım biraz sakin ol istersen ha?! Biz burda sadece eğleniyoruz meeeen! Ne bu şiddet, bu celal? Tamam, gençsin, ateşlisin, dünya üzerindeki herkesin sana haksızlık yaptığını düşünüyorsun - ki kısmen de olsa haklısın - ama boğazını yırtarcasına bağırıp ağzından köpükler saçarak bunun üstesinden gelemezsin, biliyorsun değil mi evladım? Ha bizler babanı eşek sudan gelinceye kadar pataklamanı, gerekirse aküsünü boşaltmanı, kaportasını çizmeni, kirli camlarına
beni yıka! yazmanı istemiyor muyuz? Hem de canı gönülden Meteciğim! Ama sonunda olan sana olacak yavrum, kesin hapislerde çürüyeceksin bu sefer. Zaten psikolojin çökmüş durumda, git evin bir köşesinde çök, mandolin falan çal, bırak şu baltayı elinden hadi!
Aylin: Tüm o okulu asıp kaçmalar, pahalı elbiseler, takılar, yemekler, mavi ve romantik bakışlar esnasında aklından geçen tek şey bir an önce Soner'le evlenip üstüne çok geldiklerini düşündüğün ailenden kurtulmaktı değil mi Aylin kardeş? Ama kader, mukadderat işte, olmadı. O sonuna kadar güvendiğin Soner,
hasta kardeşim sana deliler gibi aşık, eğer onla evlenirsen seni mala mülke boğarım, zaten gülerdir sana yakın olmamın nedeni de bir fırsatını bulup bu teklifi yapmaktı dediğinde yaşadığın hayal kırıklığını anlıyorum. Ama senin yerinde olsam, sırf Soner duygusuzunun ettiği en son hakaretlerden sonra teklifini kabul eder, kardeşi ölünce de tüm o vadedilen maddiyatın üstüne konar, Soner'e de kocaman bir
sieee! çekerdim. Galiba ileriki bölümlerde sen de buna yakın bir şey yapacaksın. Bu arada aman dikkat et de o atlı manyak kaşla göz arasında kaçırmasın seni. Yazık ama, galiba O da sana aşık. Erol Evgin'den sana gelsin o zaman bahtsız Aylin: Ben imkansız aşklar için yaratılmışım; ne kavuşmayı bilirim, ne unutmayı...
Osman: Seni evlat edinicem Osman, biraz daha o ailenin içinde heba olmaya devam edersen diziymiş miziymiş dinlemicem yapıcam bunu. Her bölüm ağlıyor çocuk, insaf lan! Aksiyonun içinde büyüyor resmen, çok ilerideki bölümlerde seri katil filan olursa şaşırmam.
Baban olacak deyyusun evine gidersen Karolin sanki sana çok çektirecekmiş gibime geliyor ama inşallah yanılırım canım benim. Pek de şekersin, Allah bağışlasın Cemile bacı.
Soner: Yemin ederim ki iktidarsızsın arkadaşım, bunu hakaret olarak söylemedim ancak Aylin'in
beni hiç mi sevmedin diye sorduğu sahnede
sevmedim demek, üstüne üstlük
benimle evlenmeyi hayal ederken maddi durumumu da göz önünde bulundurdun, para delisisin işte kabul et kızım! mahlaslı konuşman nasıl bir seksüel durumla açıklanır bilemedim şimdi. Hele
iki aya kalmaz ölecem ama Aylin'i götürmeden gidersem gözlerim açık kalır insanı kardeşin olacak mahlukat-ı zavallıyla dertleştiğin bir sahnede - ki çocuğa gereğinden fazla neşeli tavrı yüzünden fazlasıyla acıyorum, suratta hep anlamsız bir gülümseme, hep bir
ağğbi aylin'i getircen di mi bana, ağğbi söz vermiştin bak getirmezsen kendimi tekerlekli sandalyeden aşağı atmak suretiyle intihar ederim vaziyetleri, canım yavrum :( - giydiğin robe de chambre ve elindeki içki kadehiyle bir an
seni çok meşhur ediciim, resimlerin istanbul'un en ünlü mecmualarında boy göstericik, yeter ki bana evet de deyip kötü adam kahkahası atmanı bekledim ama olmadı, kısmet. Herşey mavi mavi masmavi bakıp liseli kızların hayalleriyle oynamakla olmuyormuş demek Soner Bey, inşallah o eğreti takma bıyın boğazına kaçar da ölürsün!
Öhöhöhöh! (Aksırık, tıksırık, öksürük efekti) Bu kadar drama bünyem el vermedi. Sanırım verem oldum, üzüntüye gelemiyorum Tanrım! Diğer karakterleri yazacak takatim kalmadı!
Allah'ını seven üstüme toprak atsın! (Aha diziler karıştı iyi mi!)