(Yine şuna benzer bir olay ama biraz farklı)
Trafik ışıklarında yayalar bassın da bir an önce yeşil yansın diye yapılmış düğmeler olur ya, hah işte eğer ben ona herkesten önce basarsam ve ben bastıktan 3 - 5 saniye sonra yeşil yanarsa, kalabalıkla birlikte karşı kaldırıma gerçeken kendimi süper kahraman gibi hissediyorum!
Ha hayyt! Şu an hepiniz benim sayemde karşıdan karşıya geçiyorsunuz. Ben o düğmeye basmamış olsaydım hala bekliyor olacaktınız aşağılık sefiller! Öpün ulan ablanızın ayaklarını! havalarına giriyorum! Tabii bu havaya girme durumları hep içten içe gerçekleşiyor, etrafa çaktırmıyorum. Garip olduğumu başka kimlerin bilmesine gerek var ki? :P
Cumartesi, Ağustos 29, 2009
Çarşamba, Ağustos 19, 2009
Kızılay'ın yeni sponsoru: Abercrombie
'' Tarık, sevgilim; o kadar mes'udum ki.. Milletimizin moda trendlerine ayak uydurma hızı gözlerimi yaşartıyor! Hatta şu an ağlıyorum biliyor musun? ''Geçen senelerde bir poşu modasıdır sarmıştı yurdumuzu. Hatta ben de konuyla ilgili karalamamı yapmış idim. Şükür etkisi çabuk atlatıldı. Poşular gardıropların en ücra köşelerindeki yerlerini aldılar. Şimdiyse daha beter ve salgın bir moda var sokaklarda: Üzerinde su aygırı boyutunda Abercrombie yazılı tişörtler giyinme furyası...
Dayanamadım, geçende sordum giyim mağazasında çalışan satıcılardan birine: Abi nedir bu, neleroleyor necip gençliğimize? Herkes aynı olmuş, ayırd edemiyorum! Beleş mi dağıtıyorsunuz tişörtleri? Alem Abercrombie olmuş! diye.
Meğerse Abercrombie şeysi, Amerikan gençliğinin bir numaralı giyim markasıymış. Türkiye'deki akıl almaz talep patlamasının sebebi de buymuş. E hal böyleyken bizim gençler de ellerini boş tutmamışlar. Abercrombie mağazalarının gönüllü reklam vücutluğuna soyunmuşlar, ya da giyinmişler artık işte her neyse..
İşin tuhafı, bir Allah'ın kulunun da çıkıp lan biz bu kadar şekilsiz, estetikten uzak tişörtleri sırf üzerinde kocaman kocaman mağazasının adı yazıyor diye gidiyoruz, manyak mıyız neyiz!? diye sorgulamaması.. Vicdansız basın, bunu da yazın: Marka çılgınlığı kör ediyor, dimağları köreltiyor! Eğer o kadar marka bağımlısıysan adam gibi git Mango'dan, Zara'dan - ki ikisinden de eşit derecede tiksinirim. Ben salı pazarından giyiniyorum, hem çok çeşit var orda! - filan giyin. Onlar tişörtlerinin üstüne küçük harflerle yazıyorlar Mango diye. Bir kör gözüne parmağım durumları yok.
Hadi herşeyi; tişörtleriyle insanları birer yürüyen marka reklamı haline getirmelerini bir kenara bırakalım: Abercrombie ne arkadaşım ya?! Bi de Fitch'i var bunun: Abercrombie and Fitch oluyor bu durumda. Çifte kabus. Bi kere telaffuzu zor. Fiç cepte ama Ebırkırombi mi, Ebırkırombay'mı, Aberkırombi mi nedir muallakta. Halbuki bak Marks and Spencer'a, Dolce and Gabbana'ya; mis gibi isimler! Yadırgamıyorsun herşeyden önce. (Bi de Terrance and Phillip var ama o konuyla pek alakalı değil!)
Evet, bir markayı daha yerin dibine sokma konulu yazımın sonuna geldim. Hayır o zaman gezmeyin dev gibi Abercrombie yazan tişörtlerle, ben de zıvanadan çıkmayayım değil mi?
Categories
abercrombie and fitch,
Güncel,
marka olsun taştan olsun,
Türkiye
Salı, Ağustos 18, 2009
Her aradığını bulamazsın 13
Ben bu süpersonik blog aramaları köşesine uzun zamandır birşey yazmıyordum. Aklıma geldi, Realist'ten bi bakayım dedim. Neler neler aratıp da gelmişsiniz bloguma yine sizi hınzır Türk internet kullanıcıları siziii! Yorumsuz olarak hepsi aşağıda:- itici bir erkek olmaktan nasıl kurtulurum
- seskks
- orkidin içindeki gizli allah yazısı
- esenlerden kız msnleri almak
- kız kaçırıp ona istedimi yapa bilme oyunu oyna
- sevenler olmasaydı sevilenlerin götü kalkmaz
- dana kimle çiftleşir
- ye benı yıyeyım senı
- aşk kötü yalar
- van tu tiri for far six şarkı
- abi senin mezhep mi geniş
- hayat boş eğlen coş bea
- tır oyunu indirmek istiyorum azına koduklarım
- güzel aşk şeyleri
- cok yalan ben duydum biliyorum olsun ediyor anladi
Diğer blog aramaları sonuçlarına Aramaya inanan kategorisinden ulaşabiliyorsunuz, böyle bir imkana sahipsiniz yani.
Categories
Aramaya inanan
Salı, Ağustos 04, 2009
Des-tek-le-mi-yo-rum!
Desteklemiyorum kardeşim! Değil kokusuna, görüntüsüne bile ileri derecede tiksinti besleyen biri olmama rağmen; kapalı alanlarda sigara içme yasağını desteklemiyorum! Tam karşısındayım hatta, nah dimdik! Allah aşkına bırakın sigara tiryakileri kapalı alanlarda içsinler sigaralarını! Onlar yüzünden günlerdir geçirdiğim sinir krizlerinin sayısını bilemezsiniz!:Günüm yoğun ve yorucu geçmiş.. Eve gitmeden önce yolumun üzerindeki bir bankta oturayım diyorum, temiz havayı da içime çekerim hem, biraz önceki karmaşadan sıyrılırım. Bir iki dakika sonra ablanın biri gelip oturuyor yanıma.. Afedersiniz bayan, bu bankı az evvel İstanbul Büyük Şehir Belediyesi'nden satın aldım, işte tapusu. Şimdi niçin o koca beyaz poponuzu da alıp burdan defolmuyorsunuz? diyecek halim yok; hoşgelmiş. Ancak oturmasıyla çantasından çıkardığı sigarayı tüttürmeye başlaması bir oluyor. Rüzgarın da etkisiyle dumanı ılgıt ılgıt yüzüme esiyor, kokusu buram buram kıyafetlerime siniyor. Ağzımı kapatmaya çalışıyorum. Hay Allah diyorum, tam da beni buldu. Yine de kızmıyorum ama, içecek tabii kadın, belki o da benim gibi soluklanmak (!) için oturdu banka, üç kuruşluk zevki var zaten. Neyse, o sigarasını içmeye devam ederken ben kalkıyorum.
Zaman mekan bu sefer farklı ve ilk olaydan bir gün sonra.. Bendeki bu açık hava sevdası kimsede yoktur! Yine sevgili belediyemizin şehre konuşlandırdığı banklardan birine oturuveriyorum. Sağımda bir abla, solumdaysa bir abi. Abi ben gelip oturduktan sonra oturuyor banka. Oturur oturmaz ne yapıyor dersiniz? Tebrikler, doğru tahmin! Abla da ondan görüp de mi özeniyor ne? O da hemen bir tane yakıyor. Ya Rabbim sağlı sollu geliyorlar bu sefer! Duman, kötü koku, fosur fosur sesleri, ne ararsan var! İki taraftan kuşatma altına alınıyorum. Dayanamayıp teslim bayrağını çekiyorum hemen. Size iyi zehirlenmeler, ben daha fazla kalamayacağım! Yola koyuluyorum.
Sokaklar tıklım tıkış, zaten zar zor yürüdüğüm kaldırımda önümde ilerleyen amca birden duraksıyor ve bir sigara yakıp tellendiriyor. Oooh yarasın amcacım, kanserlere veremlere vesile olsun da sigaranın dumanı direkt yüzüme, boğazıma doluyor farkında mısın? Benim için hayat güzel, yavaşlatılmış intihara henüz hazır değilim! Adımlarımı sıklaştırıyorum.
Bu sırada cadde üzerindeki cafe ve restorantlarların girişlerine asılmış afişler dikkatimi çekiyor: Burada sigara içilmez! Cezası 69 TL
Sonra koca koca billboardlar gözüme çarpıyor: Fotoğrafta küçük bir çocuk var, Sigaranı da beni de yakma! diyor. Billboarda bakarken yanımdan geçen gencin sigarasının dumanını istemeden de olsa içime çekiyorum yine, öhö öhöhö! Bir günde 5 kere pasif içiciliğe maruz kalmak, hem de açık alanda! Bu bir rekor olmalı, Guinness'e mi başvursam acaba? düşüncesiyle ben ve tıkalı nefesim yolumuza devam ediyoruz...
Tüm bu başımdan geçen trajik olaylar, sigara yasağının ardından gelen günlerde yaşandı. Daha bir çoğunu da yazmadım üstelik...
Yasaktan önce bu kadar çok değildi bunlar, zehirlerini kapalı alanlarda içip en azından biz oksijeni kaynağından almak isteyen zavallı beşerleri rahat bırakıyorlardı. Şimdi her yerdeler, yeminle her yerdeler! Parklarda, bahçelerde, sokakta yürürken önümde, yanımda herkesin elinde; ağzında sigara var. Kızılay bedava dağıtmış sanki, o derece!
Tabii bu bir protesto biçimi olabilir: ''Bakın siz kapalı mekanları yasakladınız, biz de açık yerlerde içiyoruz sigaramızı, gelin alın sıkıyorsa'' demek istiyor olabilirler. Ama ben halimden hiç memnun değilim.
Sevgili yasak uygulatıcı mercii, burdan sonrasında sözüm sana:
Kapalı alanlarda sigara içme yasağı senelerden beri vardı zaten! Genişletip bütün kapalı mekanları yasak kapsamı altına almak niçin? Kaldı ki çoğu işletmenin müşterilerin isteği doğrultusunda sigara içilen bölümü ve içilmeyen bölümü vardır, isteyen istediği yerde oturur yer, içer eğlenir, işini görür; vakit geçirir. Şimdi bu yasak yüzünden tiryakiler sigaralarını sokakta içmek zorunda kalıyorlar, olan bizim oksijene oluyor dolayısıyla..
Sigara çok güzel bir şeydir yetkili mercii! O yüzden kapalı mekanlarda toplaşıp içsinler, benim açık alanımın içine etmesinler lütfen!
Şey: Yukarıdaki yazı, çocukken sigara dumanına maruz kaldığı için iki adet nur topacı gibi kronik bronşit ve nefes darlığı sahibi olan bir yetişkin tarafından yazılmıştır. Özellikle küçük çocukların yanında sigara içen sorumsuz ve vicdansız büyüklerin içtikleri sigaraların, bir taraflarında şöyle iyice bastırıla bastırıla söndürülmesini büyük bir zevkle izlemek gibi fantezileri vardır bu yüzden. Sigaraya ve tiryakilerine bu kadar çok tepkili olmasının nedenlerinden biri de budur.
Ben yandım bari başka yavrucaklar yanmasın, bütün amacım bu...
Categories
Güncel,
Kişisel,
sigara yasağı,
sigaranı da al git ulan,
Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
