
Yani bunu elbette hepimiz biliyoruz:
Aşk yakar. Hatta yeri gelir; icabında ağzına bile şey eder insanın. O derece acayip hissiyatlar bütünüdür aşk...
Bu özlü sözün dizisini de yaptılar, Kanal D'de yayımlıyorlar şu ara. Başrollerini Özcan Deniz ve Meltem Cumbul'un paylaştıkları, yan rollerde Ece Sükan ve Uğur Polat'ı gördüğümüz Aşk Yakar; evlilik planları yapan varoş kökenli iki sevgilinin hayatın gerçekleri ile paranın gücü karşısında yaşadıkları buhran ve ayrılığı anlatıyor.
Peki, hiç izlememişler için konusunu biraz daha açayım, hem yazı renklensin hem de ben içimdekileri rahat rahat döküvereyim:
Esas kızımız Nazlı ve esas oğlanımız Mustafa, birbirlerini çocukluklarından beri tanıyıp sevmektedirler. Yaşları kemale erdi erecektir,
eh artık evlensek mi ne düşünceleri baş göstermeye başlar. O ara, Mustafa'ya dedesinden bir kese dolusu altın kalır; Nazlı ve Mustafa çifti
artık rahat rahat evleniriz, para sıkıntısı çekmeyiz diye sevince boğulurlar. Bir güzel hazırlıklara başlarlar.
Lakin Mustafa'nın gözü hep yükseklerdedir. Beş parası yoktur ancak tek hayali
Mustang marka bir arabaya sahip olabilmektir. Bu uğurda ruhunu bile satar yani, o derece. Bir boks salonunda eğitmen olarak çalışan Mustafa insanı, salona gelen zengin müşterilere çoğu zaman gıptayla bakar. Bu müşterilerden biri de holdingler, hanlar hamamlar sahibi bir işadamının Belda isimli götü kalkık kızıdır.
Musti Belda'ya özel ders vermeye başlar, ilk başlarda herşey güzel giderken Belda hanım Mustafa'dan hoşlanmaya başladığını farkeder. Aralarında aşk değilse de bir arkadaşlık, yakınlık oluşur. Hatta bir ara öyle yakınlaşırlar ki işi beraber sokağın tekine parkedilmiş bir Mustang'i çalıp peşlerine takılan polislerden Mustafa'nın mahallesindeki tamirhaneye saklanarak kurtulduktan sonra neşe içinde öpüşüp koklaşmaya kadar vardırırlar. Aynı dakikalarda zavallı Nazlı ağzı kulaklarında bir vaziyette odasında gelinlik provaları yapmaktadır. (Bu bölümü izleyenler hatırlayacaklardır. Fırk)
Mustafa araba hırsızı damgası yemekten bir şekilde kurtulur ama Mustang de aklından bir türlü çıkmamaktadır. Dedesinden kalan altınları bir süre önce borsaya yatırmıştır,
iyi para getirsin de evlenelim Nazlı'yla diye düşünür bir yandan da, kaderine razı olacaktır.
Fakat bir müddet sonra altınları satıp borsaya yatırdıkları bütün paraları kaybettiklerini öğrenir, dünyası başına yıkılır. Nazlı zavallısı da bütün gün evlilik alışverişi yapar, mutluluktan sekiz köşedir bu arada. Paraların battığı günün akşamı olunca Mustafa bunu konuşmak için yanına çağırır. Nazlıcık yine ağzı kulaklarında, ellerinde tül, perde, yastık, don poşetleri Musti'nin yanında bitiverir.
Aşkııım bak evimiz için neler aldım, hem de ucuzluktan, valla! der gülümseyerek.
Sus, başlarım ucuzluğuna da sana da! Paralar hamişine nanay oldu kızım! der Mustafa, yüzünden düşen bin parçadır. Nazlı derin duygular beslediği Musti'ye
ya nasıl yaptın?! Böyle olacağını bilmiyor muydun! Keşke paraları borsaya yatırmasaydık! diye çıkışır. Mustafa birden fıttırır.
Olmuyor Nazlı, olamıyor, en iyisi ayrılmak. Hayat hiç de bizim görmek istediğimiz gibi değil. Evlensek bile nasıl geçineceğiz, hiç düşündün mü? En güzeli sen yoluna ben yoluma der Nazlı'nın suratına suratına ve eline verir (nişan yüzüğünü).
Bunlar ayrılırlar. Ondan sonra Mustafa bir süre Belda'yla, Nazlı da O'na evvelden beri aşık olan ama yüz bulamayan mahallenin emlakçısıyla takılır, hatta evlilik hazırlıkları bile yapar Mustafa'yı kıskandırmak için. Ama sonunda ikisi de bu ayrılığa dayanamaz ve tekrar barışırlar. Olan Belda'yla tombiş emlakçıya olur.
Bu sefer tamam, kesin evleniyorlar derken araya Mustafa'nın bitmek tükenmek bilmez Mustang sevdası girer. Belda, bir gün Mustafa'yı evlenmeden önce son bir kez görmek için yanına çağırır, O'na bir sürpriz hazırlamıştır. Buluştuklarında Belda'nın elinde haftalar evvel birlik olup çaldıkları Mustang'ın anahtarları vardır. Anahtarları bizim Musti'nin eline tutuşturarak
al, artık bu araba senin der. Mustafa sevinçten deliye döner, Nazlı'yı dakikasında satar. Bir araba uğruna Belda'yla yıldırım nikahı kıyar ve Nazlı'ya
ben evlendim Nazlıcım, kusura bakma ok? öptm byee der. Bu sefer de Nazlı balataları sıyırır, Mustafa'yı
gel bari son bir kez konuşalım, veda niyetine diye otu çimi bol bir tepeye çağırır. Mustafa mağrur ve bitkin bir surat ifadesiyle buluşma yerine gelir. Nazlı'nın üzerinde düğünlerinde giymenin nasip olmadığı gelinliği vardır. Mustafa'ya psikopatça sırıtır ve arkasına sakladığı silahla Mustang manyağının göğsüne bir el ateş eder. Musti yoğun bakımı, kendisi kodesi boylar.
Günler günleri kovalar, Mustafa yoğun bakımdan çıkar, cillop gibi olmuştur. Nazlı ise hapiste Mustafa'dan hamile olduğunu öğrenir. Ailesi de onu evlatlıktan reddetmiştir, iyice perişan olur.
Bu arada Mustafa ve Belda'nın ilişkileri hiç iyi gitmemektedir. Belda her fırsatta Mustafa'yı
üzerindekileri, iç çamaşırlarını, çoraplarını, dişini karıştırdığın kürdanı bile sana ben aldım tamam mı? Ben olmasaydım sen bir hiçtin! diye aşağılamaktadır. Lakin Mustafa'nın gıkı çıkmaz; Mustang'ine sahip olmuştur ya, gerisi önemli değildir. Omurgasız yaratık!
Birden aklına eser, Nazlı'yı görmeye hapishaneye gidesi gelir, vicdan yapmıştır. Nazlı'ya
affet beni, hatalıyım. Böyle olsun istemezdim. Keşke ölseydim! der yaşlı gözlerle. Nazlı hiç istifini bozmadan karşılık verir:
Keşke ölseydin Mustafa. Mustafa bu lafı duyunca şok olur. Ağlayarak
İkimizin bebeği olacak der. Nazlı'dan
ikimizin değil, benim bebeğim karşılığını alır.
Artık ikimiz diye bir şey yok! der Nazlı kız ciddi bir ses tonuyla. Böylece Mustafa ikinci darbeyi yemiş olur, durum şimdi Nazlı: 2, Mustafa: 1 şeklindedir. Bakalım önümüzdeki bölümler neler getirip, neler götürecektir. Gidişat şimdilik bu şekildedir efendim.
Dizinin şu ana kadarki bütün gelişmelerini anlattım galiba, evet! Eğer daha önce tek bir bölümünü bile izlemediyseniz bundan böyle
izlesem de şu saatten sonra bir şey anlamam demenize gerek kalmadı; gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz; amme hizmeti yapmış gibi oldum! :P
Senaryosu hayal gücüne dayanan sezonluk bir dizi üzerinden hayat teorileri üretmek ne kadar mantıklı bilmiyorum ama günümüz ilişkileri de hemen hemen Aşk Yakar'daki gibi gelişiyor ve yaşanıyor desem abartmış olmam herhalde. Yani gençlere sorsan aşk mı yoksa para mı diye önemli bir kısmından
abi şimdi aşk iyi güzel de karın doyurmuyor biliyor musun yanıtını alman ihtimal dahilinde.Aşkın yakıp kavurdukları da hep Nazlı gibi karşılıksız sevenler oluyor zati, para için birliktelik yaşayanların tuzu kuru. Birgün X'le birliktelerse, ertesi gün daha fazla parası olan Y'ye gitmekten çekinmiyorlar. Aşk denen duygunun adı ve içi böyle böyle boşaltılıyor ne yazık ki günümüzde...
İlk yayımlanmaya başladığı zamanlarda reytingleri çok düşüktü bu dizinin, hatta yayından kaldırılacak deniyordu. Ama şu son hafta, gününde 3. olmayı başarmış. Önümüzdeki haftalarda daha çok izleyici toplayacağı anlamına gelebilir bu.. Benim de izlediğim ilk Özcan Deniz dizisi olarak tarihe geçti kendisi, hadi bakalım; yıldızı parlasın.
Bir sonraki
dizi dizi diziler içerikli yazımda Aşk-ı Memnu'yu ele alacağım Ulu Manitu kısmet ederse. O zamana kadar hoşça, güzelce, mutluca ve sağlıcaklaca kalınız.
(fotoğrafı şurdan sıyırdım ama vallahi kötü bi niyetim yoktu!)